MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: 5607 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Yerel Mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar gören, CMK'nin 260/1. maddesi uyarınca hükmü temyize hakkı olan ve 27/05/2013 havale tarihli dilekçesinde katılma isteminde bulunduğu anlaşılan Gümrük İdaresinin temyiz dilekçesinin kapsamı ve içeriği karşısında, CMK’nin 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmasına karar verilerek dosya görüşüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede,
A- Sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz istemlerine yönelik incelemede,
Yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu,
Anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükmü etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak,
1- Kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 53. maddesi uyarınca hak yoksunluklarına hükmedilmiş ise de, 24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı kararı ile anılan maddenin bazı hükümlerinin iptal edilmiş olması nedeniyle yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu,
2- 5237 sayılı TCK’nin 52/4. maddesi uyarınca taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edilebileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrilebileceğinin ihtarı ile yetinilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- Suç tarihi itibarıyla uygulanması gereken 5607 sayılı Kanun kapsamında TAPDK’nin davaya katılma hakkı bulunmadığı gözetilmeksizin davaya katılmasına karar verilerek lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,
4- Bandrolsüz olduğu hususunda itiraz ve tereddüt bulunmayan sigaralar ile ilgili alınan bilirkişi raporuna ilişkin yargılama giderine sanık sebep olmadığı halde bu yargılama giderinin sanıktan tahsiline karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık ile katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün BOZULMASINA, bu aykırılıklar yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 322. maddesi uyarınca TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkartılıp, yerine “24/11/2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarih ve 2014/140 E., 2015/85 K. sayılı iptal kararı da gözetilerek, kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak, TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasına,” ibaresi yazılmak, hükmün taksitlendirmeye ilişkin bölümündeki “sanık taksitlerden birini süresinde ödemezse kalan cezasının tamamının tahsiline, ödenmeyen adli para cezasının 5275 sayılı Kanun hükümlerine göre hapse çevrilerek infazına” ibaresi karardan çıkartılarak yerine “5237 sayılı TCK’nin 52/4. maddesi uyarınca taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi hâlinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edilebileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrilebileceğinin ihtarına” yazılmak, TAPDK lehine vekalet ücretine hükmedilen bölüm karardan tamamen çıkartılmak ve yargılama giderine ilişkin bölümdeki “307,00- TL” ibaresinden sonra gelmek üzere “yargılama giderinden sanığın sebep olmadığı 65 TL bilirkişi ücretinin düşüldükten sonra geriye kalan 242 TL” ibaresi yazılmak suretiyle, başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükmün, tebliğnameye uygun olarak, DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B) Nakil aracının müsaderesine yer olmadığı kararına ilişkin temyiz istemlerine yönelik incelemede,
Başkaca temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Dosya kapsamından, nakil aracının fiilen sanığın kullanımında olup araçta suçta kullanılmak üzere gizli bölme yaptırıldığı, bu bölmenin malen sorumlunun haberi olmadan yaptırılmasının mümkün olmayacağının ve aracın değeri ile suça konu eşyanın değeri karşılaştırıldığında müsaderesinin hakkaniyete de aykırı olmayacağının anlaşılması karşısında nakil aracının müsaderesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde müsaderesine yer olmadığına karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanık ile katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden HÜKMÜN, tebliğnameye aykırı olarak 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 11/11/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.