MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 1632 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
A) Hizmet Esnasında Üste Hakaret, Üstü Tehdit ve Askeri Eşyayı Kasten Tahrip Etmek suçlarından verilen mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Yükletilen suçların sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı,
Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun’da öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmış ve ileri sürülen başkaca temyiz nedenleri yerinde görülmediği gibi hükümleri etkileyecek oranda hukuka aykırılığa da rastlanmamıştır.
Ancak;
TCK'nin 52/4. maddesi gereğince ödenmeyen adli para cezalarının infaz aşamasında hapis cezasına çevrilebileceğinin ihtarı ile yetinilmesi gerekirken adli para cezalarının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilmesine karar verilmesi suretiyle infazda yetkinin kısıtlanması,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, tebliğnameye kısmen uygun olarak, hükmün BOZULMASINA, bu aykırılık yeniden yargılama yapılmasına gerek olmaksızın düzeltilebilir nitelikte olduğundan, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 322. maddesi uyarınca, hüküm fıkrasının 1., 2. ve 3. maddelerinin 5. bentlerinde yer alan TCK'nin 52/4. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümden "...ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilmesine” cümlesinin çıkarılarak yerlerine “...ödenmeyen adli para cezasının infaz aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca hapis cezasına çevrilebileceğinin ihtarına"cümlesi ibareleri yazılması suretiyle, başkaca yönleri kanuna uygun bulunan hükümlerin ayrı ayrı DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B) Üste Fiilen Taarruza Teşebbüs suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Amir veya üste fiilen taarruz suçunun, teşebbüs etmek derecesinde oluşabilmesi için, bu suçun faili olan asker kişinin, mağdur konumundaki amir veya üstünün vücut bütünlüğüne zarar verebilecek bir mesafeden etkili bir eylemde (fiilen taaruzda) bulunması gerekmektedir.
Temyiz incelemesine konu olayda, sanığın eline aldığı demir kül tablası ile mağdura yöneldiği ancak araya giren kişilerce tutularak olay yerinden uzaklaştırıldığı konusunda kuşku bulunmamakla beraber bu sırada mağdura ne kadar yaklaşabildiği, elindeki kül tablasını mağdura vurabilecek bir mesafeye kadar gelip gelmediği konusunda tam bir tespit yapılamadığı, yargılama aşamasında dinlenilen tanıkların da sanığın eline aldığı kül tablası ile mağdurun üzerine yürürken aralarında ne kadar mesafe varken araya girerek engellendiğine dair herhangi bir beyanda bulunmadıkları görülmektedir.
Bu itibarla, sanığın mağdura doğru yürüdüğü ve engellendiği süreçte, dinlenen tanıkların fiilen taarruz veya taarruza teşebbüs olarak nitelendirilebilecek “vurma, tekme savurma vs. “ bir hareket yapmaması karşısında sadece mağdura doğru yönelmesinin, kesin olarak üste fiilen taarruz suçunu ortaya çıkarması yönünde icrai bir hareket niteliğinde olduğunun kabulü olanaklı olmadığı gibi, sanığın mağdura saldırma amacının olduğu kabul edilse dahi, saldırmaktan her an vazgeçebilecek olması olasılığının bulunması karşısında, bu yönde oluşan kuşkunun sanık lehine yorumlanması gerektiği açıktır.
Olayın üzerinden altı yıl gibi bir zaman diliminin geçtiği dikkate alındığında, elde edilecek sözlü delillerin var olan kuşkuyu ortadan kaldıramayacağı göz önüne alındığında, sanığın üste fiilen taarruz kastı ile hareket ettiğinin her türlü şüpden arındırılmış deliler ile ortaya konulamaması karşısında, oluşan şüphenin sanık lehine yorumlanarak beraatine karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesi,
Kanuna aykırı ve sanığın temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden tebliğnameye uygun olarak, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca, BOZULMASINA, yargılamanın bozma öncesi aşamadan başlayarak sürdürülüp sonuçlandırılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 18/09/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy