MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 6831 Sayılı Kanuna Aykırılık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Yerel Mahkemece bozma üzerine verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun süresi, kararın niteliği ve suç tarihine göre dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü:
Temyiz isteğinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluşturduğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelenmede;
Suç tarihi itibariyle sanığa isnat edilen suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre davanın 5237 sayılı TCK'nin 66/1-e ve 67. maddelerinde öngörülen 8 yıllık olağan, 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresine tabi olduğunun kabulü ile sanık hakkında, 19/01/2006 suç tarihli eylemiyle ilgili olarak İzmir 6. Sulh Ceza mahkemenin 08.11.2007 tarihli 2006/988E,2007/1294K sayılı ilamıyla mahkumiyet hükmü kurulduğu, bu hükmün Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2009/19994 E, 2010/16681 K sayılı ilamıyla bozulduğu, mahkemece bozma ilamından sonra sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiği, bu kararın 11/11/2011 tarihinde kesinleştiği, sanığın denetim süresi içinde 29/01/2015 tarihinde işlediği “Trafik Güvenliğini Tehlikeye Sokma” suçundan kurulan hükmün kesinleşmesi ve ihbarı üzerine hükmün 13.06.2019 tarihinde açıklandığı, CMK'nin 231/8-c maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 11/11/2011 tarihi ile sanığın denetim süresi içinde yeni suç işlediği 29/01/2015 tarihleri arasında zamanaşımının durduğu ve 08.11.2007 tarihli ilk mahkumiyet kararında hüküm tarihine kadar zamanaşımını kesen başkaca usul işleminin olmadığı, 08.11.2007 tarihli mahkumiyet hükmünden, 13.06.2019 tarihli hükme kadar 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş bulunduğunun anlaşılması,
Bozmayı gerektirmiş ve sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, HÜKMÜN 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, CMUK'nin 322. maddesinin verdiği yetkiyle, 5271 sayılı CMK'nin 223/8. maddesi uyarınca KAMU DAVASININ DÜŞMESİNE, 18/02/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.