(6762 S. K. m. 82, 83, 84, 85, 86)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili Av. C. K. gelmiş, diğer taraf davacı adına kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten, temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Davacı vekili, davalı hakkında açmış olduğu bu dava ile satılan ve ödenmeyen mal bedelinden doğan alacak ile ilgili icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğinden itirazın iptali ile inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ise vermiş olduğu cevap dilekçesinde; adi ortaklığın ortaklarından yalnız davacının dava açtığını, diğer ortak Şükrü'nün de dava açması gerektiğini, anlaşmaya göre piyasa rayici üzerinden fatura gönderilmesi gerekirken rayicin çok üstünde bir bedel ile fatura kesildiğini, bu durum karşısında fiyat farkı faturası düzenlenerek davacıya gönderildiğini, ayrıca sipariş dışı gönderilen malzemeleri iade ettiklerini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkeme, gönderilen faturalara davalının süresi içinde bir itiraz ileri sürmediği ve davacının davalıdan 58.521.404.- lira alacağı bulunduğu yolundaki bilirkişi raporuna dayanarak davayı kabul etmiş olup, karar yasal süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı tarafa ait dosya içerisinde mevcut faturalar, davalının yukarıda değinilen adi ortaklık savunması üzerinde durulmasını gerektirmektedir. Bu sebeple davacının adi ortaklığın ortaklarından olup olmadığı, böyle bir ortaklık mevcutsa ortaklığı temsilen tek başına dava açma hakkı bulunup bulunmadığı, yoksa diğer ortak veya ortakların muvafakati alınarak davaya devam edilmesi gerekip gerekmediği hususlarının araştırılmaması doğru değildir.
3-Bilirkişi raporuna göre davacı defterlerinin kapanış tasdiki olmadığı gibi, davalı defterlerinin de kapanış tastiki yoktur ve davacı defterlerinde davacının davalıdan alacağı 58.281.404 lira, davalı defterlerinde ise davalının davacıya borcu 15.652.226 lira gözükmekte olup, fark davacı defterlerinde kaydı bulunan, ancak davalı defterlerinde kaydı bulunmayan 10 adet faturadan doğmaktadır.
Yerel mahkemece kapanış tastiki bulunmayan davacı defterlerindeki kayda göre hüküm oluşturulmuştur.
Tacirler arasında ticari iş sayılan işlemlerden dolayı ticari defterlerin delil olma koşulları TTK.nun 82, 83, 84, 85 ve 86. maddelerinde teker teker açıklanmıştır. Somut olayda defterler kanuna uygun olarak tutulmadığı gibi defterlerdeki kayıtlarda birbirini doğrulamamaktadır. Bu sebeple sırf davacı defterlerindeki kayıtlar esas alınarak hüküm kurulması doğru değildir.
4-Ayrıca yukarıdaki bendde değinilen ve farkı oluşturan 10 adet faturanın davalıya tebliğ edilip edilmediği, keza bu faturalardaki malların davalıya teslim edilip edilmediği sevk irsaliyeleri üzerinde inceleme yapılarak tespit edilmemesi de doğru değildir.
Sonuç: Yukarda birinci bendde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2.3.ve 4. bendlerde açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına takdir edilen 250.000.- lira duruşma avukatlık parasının davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 28.5.1993 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy