(1086 S. K. m. 275)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Davacı, davalı sigorta şirketine kasko sigorta ile sigortalı otosunun, üçüncü kişiye ait oto ile çarpışıp hasara uğradığını; zararını davalı sigorta şirketinden istedi ise de, alkollü olduğundan bahisle ödemediğini belirtip, zararı karşılığı 15.000.000. liranın 8.5.1992 tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini istemiştir.
Davalı sigorta şirketi, kasko sigorta poliçesi genel şartnamesi 4. maddesinin, alkollü olmanın kazaya etkili olması halini sigorta tazminatının dışında bıraktığını, bu itibarladır ki, kazayı alkol tesiri ile yapan davacının talepte bulunamayacağını savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Olay sırasında davacının alkollü olduğu hem delillerle sabittir, hem de bu konu taraflar arasında tartışmasızdır.
Sigorta poliçesinin 4. maddesiyle sigortalı araçtaki ziya ve hasarın, aracı kullananın alkollü içki tesiri altında bulunmasından ileri gelmesi halini sigorta teminatı dışında bırakmıştır. Bu durumda davada incelenmesi gereken husus, olayın vukuunda alkollü olmanın etkili bulunup bulunmadığıdır.
Mahkemece alınıp, karara dayanak yapılan, bilirkişiler mütalaalarının bu konuya ilişkin yönleri hükme esas alınabilecek nitelik ve kudrette sayılamazlar.
Şöyle ki, bir teknik üniversite öğretim üyesi mühendis, diğeri serbest avukat olan iki kişilik bilirkişi kurulu, bir trafik kazası olayının vukuunda alkollü olmanın etkili olup olmadığının, HUMK. nun 275. maddesi hükmü doğrultusunda ve bilimsel olarak değerlendirilmesinde uygun ve yeterli kabul edilemez. Bu konuda duruşmada mütalaa veren davacıyı muayene eden sağlık ocağı tabibinin mütalaası da ispat külfeti kendisine ait olan davacının iddiasını sübuta erdirecek nitelik ve kesinlikte değildir.
Bu nedenlerledir ki, teknik donanım yetersizliği sebebiyle kesin miktar olarak alkol derecesi tespit edilememiş olsa bile davacıya olaydan yaklaşık bir saati aşkın süre sonra muayene eden hekimin tespit ettiği bulguların, bu konuya ışık tutan dosyadaki sair deliller ve olayın oluş şeklinin birlikte değerlendirilmesi sureti ile bu olayın vukuunda alkollü olmanın etkili olup olmadığı, hususunda Adli Tıp Kurumunun ilgili ihtisas dairesinden rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm oluşturulması isabetsizdir.
Yukarıda yazılı nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 02.05.1994 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy