(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 104)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflarca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davalının 5.3.1990 tarihli sözleşme ile kullandığı krediyi ödemediğini, kefaleti ve kredi borcu nedeniyle 48.114.000.TLlik takip yapıldığını, takibe itiraz edildiğini iddia ederek, itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, davalının kendi kredi borcu ve kefalet borcu olarak davacıya 43.276.035.TL. borçlu olduğunu, benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı bankanın bütün, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, davacı bankanın Zirai kredi alacağının geri ödenmemesinden kaynaklandığına göre, gerçek borç ve faiz miktarlarının bulunmasında takip edilecek yöntem, bankanın hesabı kat ettiği tarihteki asıl alacak ve geçmiş günler faizinin kredi sözleşmesi doğrultusunda hesap edilmesi, hesabın katı tarihinden sonra takip tarihine kadar temerrüt faizinin hesabı gereklidir.
Oysa mahkemenin hükme dayanak yaptığı bilirkişi raporu yukarıda açıklanan hesap yöntemini içermemektedir. Bu durumda mahkemece bankadan ilgili defterler ve kayıtların tasdikli örnekleri dosyaya celp edilip, mahkemece seçilecek veya Ankara-İstanbul gibi büyük mahallere yazılacak talimatlar sonucu oluşturulacak uzman bilirkişi kuruluna tevdi olunması ile yukarıda açıklanan yöntem doğrultusunda Yargıtay denetimine elverecek şekilde rapor alınmalı ve BK.nun 104/son maddesi de göz önünde tutularak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Bu durumda eksik inceleme ve yetersiz olan bilirkişi raporuna göre yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Ayrıca mahkemenin kabulüne göre de isteği aşan oranda faize hükmedilmesi de doğru bulunmamıştır.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı bankanın bütün, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan sebeplerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, davacının fazla ödediği peşin harcı ile davalının peşin harcının istek halinde iadesine 11.10.1995 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy