(2004 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 101, 107)
Dava: Davacı vekili, müvekkili şirketin davalıdan 9.10.1992 tarihli gayrımenkul alım satım sözleşmesi gereğince 3 adet gayrımenkul satın aldığını, bunlardan 48 ve 90 parselin bedelinin peşin ödendiğini, 92 parselin bedeli olan 4.185.000.000.-TL.'nın davalının 3 parseli birleştirip belediyeden projeye uygun ruhsat aldıktan sonra ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalıya da satım bedelini karşılayacak şekilde aynı taşınmaz üzerinde ipotek verildiğini, davalının sözleşmenin 3.maddesi ile üstlendiği parsellerin birleştirilmesi, inşaat projesinin tasdiki ve inşaat ruhsatının davacıya teslimi mükellefiyetlerini, 31.12.1992 tarihine kadar yerine getirmediğini, davalının 92 parselin bedelini ancak inşaat ruhsatını davacıya teslim etmek kaydıyla tahsil edebileceğini, davalının edimini yerine getirmemesi nedeniyle ipotek alacağının ödenmesini isteyemeyeceğini, buna rağmen ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçtiğini, ipotek alacağı muaccel olmadığından takibe geçilemeyeceğini, davalıya 12.4.1993 tarihli ihtarname keşide edilerek ipotek tutarının 16.4.1993 tarihinde ödeneceğinin bildirildiği halde, Tapu Sicil Müdürlüğüne gelmeyerek mütemerrid duruma düştüğünü, bu nedenle 16.4.1993 tarihinden sonrası için faiz istenemeyeceğini, davalının sözleşmeye aykırı davranarak davacı şirkete zarar verdiğini, 2 parselin bedeli 3.815.000.000.-TL.'yı peşin olarak ve bu parayı kullanarak haksız kazanç elde ettiğini, kaynak kullanım zararı olarak aylık % 10 faiz hesabından 2.403.500.000.-TL.yı davalının tazmin etmesi gerektiğini, 3 parselin birleştirme işleminin davacı tarafça yerine getirileceğini bu nedenle 500.000.000.-TL. masraf yapılacağını bu masrafı da davalının tazmin etmesi gerektiğini, davalının ayrıca sözleşmeye konu taşınmazlar üzerinde yapılacak inşaatın gecikmesine neden olduğunu ve bu sırada inşaat maliyetlerinde artış meydana gelmesi nedeniyle uğranılan 3.000.000.000.-TL. zararın da davalı tarafça tazmin edilmesi gerektiğini, davalının muaccel alacağı bulunmadığını ileri sürerek ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takibin iptaline, davacının zararı 5.903.500.000.-TL.'nın aylık % 10 temerrüt faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının ipotek borcunu vadesinde ödemeyerek temerrüde düştüğünü, ihtarnameye rağmen borcun ödenmediğini ve 92 parselin devrinin yapılmadığını, bu nedenle davacı borçlu hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçildiğini, davacının ipotek bedeline itiraz etmediğini, davalının edimini yerine getirebilmesi için davacının öncelikle vekaletname vermesi gerektiğini, bu vekaletname verilmediğinden davalının sözleşmedeki edimini yerine getiremediğini, B.K.'nun 90.maddesine göre edimini yerine getirmeyen tarafın ihtarsız temerrüde düşeceğini, vekaletname verilmesi için davacıya müracaat edildiği halde vekalet verilmediğini, tazminat isteminin de aynı gerekçeyle haksız olduğunu belirterek davanın reddine, % 40 tazminata karar verilmesini istemiştir.
Karar: Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre taraflar arasında düzenlenen 9.10.1992 tarihli adi sözleşmenin geçersiz olduğu, geçerli olan Tapu Sicil Müdürlüğünde yapılan satım sözleşmesine göre davalının 92 parseldeki ipotek nedeniyle alacaklı olduğu, bu nedenle takibe geçmekte haklı bulunduğu, davalı 26.4.1993 tarihli ihtarname ile davacıya ipotek bedelini ödemesi için yeni bir süre tanıdığından bu süreden takip tarihine kadar faiz istemekte haklı olduğu, davalıya ruhsat alınması için vekaletname verilmesinin hukuki bir zorunluluk olduğu, davacı ifa hazırlığı niteliğindeki bu edimini yerine getirmediğinden kaynak kullanım zararı ve tazminatı isteyemeyeceği, yapılan masraflarla ilgili belgelerin 92 parselin ruhsatı alınmadan bu parsellerle ilgili bulunup bulunmadığının belirlenemeyeceği gerekçesiyle davacının davalıya 680.760.000.-TL. borçlu olmadığının tespitine, diğer taleplerin reddine, İ.İ.K.'nun 72/4.maddesi uyarınca 1.696.320.000.-TL. tazminatın davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara,kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle, taraflar arasında düzenlenen 9.10.1992 tarihli sözleşmenin 3.maddesindeki borçlarını 31.12.1992 tarihine kadar yerine getirmeyen satıcı (davalı)'ya karşı aynı sözleşmenin 5. ve 6.maddelerindeki sorumluluk hakkını kullanmayıp satım akdinin geçerliliğini kabul eden alıcı (davacı)'nın ipotek borcundan sorumlu tutulmasında tedbir kararı alan davacının davalının alacağına geç kavuşmasına sebebiyet vermesi nedeniyle İ.İ.K.'nun 72/4.maddesi uyarınca tazminata mahkum edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığın- dan davacının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalının temyizine gelince; Davalı (satıcı) 4.185.000.000.-TL.'lık ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçerek ipotek akit tablosundaki vadeden itibaren takip tarihine kadar 736.560.000.-TL.'nın da tahsilini talep etmiştir. Mahkemece davalı (satıcı)'nın 26.4.1993 tarihli ihtarname ile alacağını talep ettiğinden alıcı (davacı)'nın bu tarihte temerrüde düştüğü kabul edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 3.maddesine göre satıcı (davalı) en geç 31.12.1992 tarihine kadar satışa konu üç parselin tapudan tevhidini yaptıracak, projeye göre inşaat ruhsatını da davacı (alıcı) üzerine alacaktır. Şayet satıcı, 31.12.1992 tarihine kadar Anıtlar Kurulundan "Tarihi Eser" kaydını kaldırdığı halde ruhsat alma işi geciktiği taktirde satıcıya (davalı) ruhsat alması için 45 günlük ek süre verilecektir (sözleşme madde 6/2). Sözleşmenin bu iki maddesi birlikte değerlendirildiğinde satım bedelinin ödenmesi için öngörülen 31.12.1992 tarihinin B.K.'nun 107/3. maddesi anlamında bir kesin vade olarak kabulü mümkün değildir. Bu nedenle davalının faiz talep edebilmesi için alıcı (davacı)'ya ihtarname ile temerrüde düşürmesi gerekir (B.K. madde 101/1). Davalı da 26.4.1993 tarihli ihtarnamesi ile alıcı (davacı)'yı 2.5.1993 tarihinde temerrüde düşürdüğünden faizin başlangıç tarihini bu tarih kabul ederek hüküm kuran mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Sonuç: Yukarıda birinci ve ikinci bendlerde belirtilen nedenlerle tarafların temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasına gelen taraflar yararına takdir edilen 750.000.-'er TL. duruşma vekalet ücretinin karşılıklı alınarak, yekdiğerine verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının davalıdan alınmasına, davacının fazla ödediği peşin harcının istek halinde iadesine, 12.7.1995 davacının temyiz itirazlarının reddinde oybirliği davalının temyiz itirazlarının reddine ise oyçokluğuyla karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy