(2004 S. K m. 67) (765 S. K m. 326)
Dava ve Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde, davalılardan M. ... 'in, davacı bankanın İstanbul Kurtuluş Şube Müdürü, T. ... 'in Müdür Yardımcısı ve T. ... 'nin muhasebecisi olup, dava dışı B. ... ve arkadaşı E. ... tarafından kurulup organize edilen ve yönetilen B... Paz. Dış Tic. Ltd. Şti.'ne, 1.905.000.000.-TL.'lık sahte Devlet Tahvillerini teminat kabul ederek, karşılığında 950.000.000.-TL. tahvil karşılığı avans kredisi kullandırarak banka zararına neden olduklarından haklarında icra takibi yaptıklarını, davalıların takibe itiraz ettiklerini beyanla, itirazın iptalini, % 40 tazminat verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalıların kusurlu eylemi bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekilinin temyizi üzerine Dairemizin 9.11.1993 tarihli ilamıyla Şişli 4. Asliye Ceza Mahkemesinde derdest davanın sonucunun beklenmesi belirtilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararda, davalıların kusurlu bulunmadıkları, Asliye Ceza Mahkemesinde beraat ettikleri ifade edilerek davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekili ve T. ... ile T. ... hakkındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı M. ... İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmış ve kesinleşen ilamda, banka müdürü olan sanığın tahvillerin niteliğini ebatlarından anlaması gerektiği, muhasebecinin ikazını dinlemediği, inceleme yapmadığı, krediyi kullananlarla lise çağından arkadaş oldukları, beraber yemek yedikleri, istenilen kredi ve teminat olarak verilen tahvillerin şirket sermayesi ile çok büyük fark teşkil ettiği hususları tafsilatlı olarak tartışılıp, tahvillerin sathe olduğunu bildiği, bunları, tedavüle konulması amacıyla aldığı ve T.C.K.'nun 318. maddesindeki suçu işlediği kabul edilmiştir. Ancak olayın aydınlığa çıkmasına sebebiyet vermesi nedeniyle T.C.K.'nun 326. maddesine göre ceza verilmeyerek beraatine karar verilmiştir. Davalının cezai yönden T.C.K.'nun 326. maddesinden istifade etmesi, hukuken sorumlu olmasını ortadan kaldırmayacağı gibi, olayı bütün şahsi ilişkileri dahil, detaylı olarak inceleyip, açıklayan bu karar karşısında, davalının Şişli 4. Asliye Ceza Mahkemesinden verilen ve münhasıran tahvillerin iğfal kabiliyetini haciz alması gerekçesine dayalı beraat kararı da, davalının hukuken sorumlu tutulmasını ortadan kaldırmaz.
Bu durumda, davalının hukuki sorumluluğu kabul edilerek davanın esası hakkında hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu şekilde bu davalı hakkında da davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda birinci bendde açıklanan nedenlerle davalılar T. ... ve T. ... hakkındaki temyiz itirazlarının reddine, ikinci bendde yazılı sebeplerden dolayı kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 19.06.1995 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy