(818 S. K. m. 47) (743 S. K. m. 581) (1086 S. K. m. 459)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar ile davalılardan Noyan ... vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacılar vekili, müvekkillerinden Tahsin ve Ahri ...'un oğlu, diğerlerinin kardeşi olan İbrahim ...'un yönetimindeki motosiklete, davalı Yasin'in maliki, diğer davalının da sürücüsü olduğu otonun, arkadan çarpması sonucunda İbrahim ...'un öldüğünü belirtip; motosikletin hasara uğramasından dolayı 10.000.000.-TL. maddi ve baba Tahsin ile anne Ahri'nin her biri için 150.000.000'ar TL., kardeşler Kukuş ve Leyla'nın her biri için 100.000.000'ar TL., kardeş Hüsni için 50.000.000.-TL. manevi tazminatların olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsiline hükmolunmasını, birleştirilen iki ayrı dava ile talep ve dava etmiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, 8.250.000-TL. maddi tazminatın, Tahsin ve Ahri için 15.000.000'ar TL., Kukuş ve Leyla için 10.000.000'ar TL. manevi tazminatların olay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile adıgeçenlere ödenmesine karar verilmiş, karar davacılar ve davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Davacılar, müşterek murise ait motosikletin hasara uğraması ile ilgili maddi tazminat isteklerini miras haklarına ve mirasçılık sıfatlarına dayandırmışlardır. M.K.'nun 581. maddesi hükmünce, terekeye dahil bir mal mirasçıların mülkü olacağından, bu malla ilgili davanın mirasçılar tarafından müştereken açılması veya açılan davaya diğerlerinin muvafakatının sağlanması ya da miras şirketine tayin ettirilerek mümessil aracılığıyla davaya devam olunması gerekir. Bir kısım davacılar tarafından açılan ilk davadaki işbu eksiklik, birleştirilen ikinci davanın, diğer mirasçılar tarafından aynı talebin tekrarlanması ve tüm mirasçıların müşterek vekili tarafından açılmış olması nedeniyle giderilmiş ise de; maddi tazminata ilişkin hükmün iştirak halinde maliklerin tümü hakkında oluşturulması gerektiği ve ayrıca ikinci davayı reşit kimse olarak açan davacı Kukuş'un karar başlığında bizzat gösterilmesi gerektiği halde, kararın hüküm fıkrasında tazminatın davacıya verilmesine denilmesi ve karar başlığında davacı Kukuş yerine, babası Tahsin'in, Kukuş'un velisi sıfatı ile gösterilmesi suretiyle hüküm oluşturulması doğru değil ise de, H.U.M.K.'nun 459. maddesi uyarınca bu yanlışlığın düzeltilmesi mümkün bulunduğundan sonuca etkili görülmemiştir.
2- B.K.'nun 47. maddesinde, manevi tazminatın ölenin ailesi tarafından talebedilebileceği öngörülmüş bulunduğundan, ölenin kardeşi Hüsni'nin, birleştirilen dava ile manevi tazminat talebinde bulunduğu gözetilerek, mahkemece adı geçenin bu isteği hakkında da hüküm kurulması gerekirken, bu yönün eksik bırakılması doğru görülmemiştir.
3- Kararı kesinleşmiş olmayan ceza davasında alınan bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilemez. Bu nedenle mahkemece ceza davası kararının kesinleşmesi beklenip, dosyası getirtildikten sonra içindeki kusur oranına ilişkin bilirkişi raporu değerlendirilmelidir.
Bunun sonucunda, bu raporla yetinilmediği takdirde, yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmak ve alınan bilirkişi raporu değerlendirilerek, hasıl olacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmek gerekirken, eksik inceleme ile ve yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yerel Mahkeme kararının yukarıda ikinci bendde yazılı nedenle davacı Hüsni ..., ikinci bendde yazılı nedenle de temyiz eden davalı Noyan ... yararına BOZULMASINA, peşin harçların istekleri halinde iadesine, 18.9.1995 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy