(1086 S. K. m. 440)
Dava: Davacı Halil Aksoy vek. Av. Kadir Daylik ile davalı Bedir Moripek vek. Av. Abdurrahman Öztürk arasında görülen dava hakkında İstanbul 6.Asliye Ticaret Mahkemesinden verilen 30.3.1995 gün ve 809-364 sayılı hükmün bozulmasına ilişkin Dairemizin 20.06.1996 gün ve 7730-6354 sayılı ilamına karşı davalı vekilince süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davalı vekili, 19.12.1994 tarihli dilekçesi ile müvekkilinin keşideci olduğu 25.9.1993 tarihli 189.000.000.TLlik hamiline düzenlenmiş çeki davacıya verdiğini, çekin elden ödenmesi nedeniyle davacının, çekin arka yüzündeki kendi cirosunu kısmen sildiğini savunarak çek aslının bankadan celbi ile bu yön üzerinde durulmasını isteyip çekin fotokopisini dosyaya ibraz etmiş ve arka yüzüne ait fotokopisinde de bir isim ve soyadının yazılı olup, hem bunun ve hem de altında muhtemelen mevcut olan bir ciro imzasının karalandığı görülmektedir. Davacı vekili ise müvekkilinin böyle bir çekten haberi olmadığını ve bedelini de almadığını çek ibraz edilirse açıklamada bulunabileceğini belirtmiştir. Her ne kadar üstleri karalanmış olması nedeniyle yapılacak inceleme zorluk arz etmekte ise de anılan çekin aslının bankada olduğu davalı vekilince belirtildiğinden bu yerden celbedilip, davacı tarafa çeke ve arka yüzündeki hususlara ilişkin diyecekleri sorulup belirlendikten sonra arka yüzündeki kısmen karalanmış ad-soyadının davacının adı ve soyadı olup olmadığı, şayet ona ait ise kendi eli mahsulümü olduğu hususlarının belirlenebilmesi için uzman bilirkişi raporu alınması gerekir. Bu yolla yukarda belirtilen hususlar saptanır ise çekin arka yüzünde davacının ad ve soyadının altında yer alan ve tamamen karalanma nedeniyle kime ait olduğu saptanamaz durumda olan imzanın da davacıya ait olduğunun kabulü gerekir. Bilirkişi incelemesi sonucunda yukarda açıklanan hususların belirlenmesi halinde anılan çekin davalı tarafça davacıya verildiği sonucuna varılmak gerekir ise de, salt bu durum çekin aslının davalıda değil de bankada olması nedeniyle davalı tarafça haricen ödendiğini kanıtlamaya yeterli görülemez. Bu defa çekin ön yüzündeki iptal kaydının kim tarafından yazıldığı taraflardan sorulup açıklığa kavuşturularak, şayet davacı tarafından yazılmış ise yazılma nedeni kendisine açıklattırılıp çekin takipsiz bırakıldığı da dikkate alınarak bu iptal kaydının çekin haricen ödendiğine delil teşkil edip etmeyeceği üzerinde durulmak ve varılacak sonuç dairesinde bir karar verilmek gerekir. Davalının çeke yönelik savunması üzerinde gereği gibi durulmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması doğru olmayıp, bu yönden de kararın bozulması gerekirken Dairece davalının yemin teklifine hakkı olduğunun hatırlatılmaması nedeniyle kararın bozulduğu anlaşıldığından davalı vekilinin HUMK. nun 440. maddesine uygun bulunan karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin kararının 1. bendi kaldırılarak bozma kararının kapsamının genişletilmesi gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüyle Dairemizin 20.06.1996 tarih, 1995/7730 Esas, 1996/6354 Karar sayılı kararının 1. bendinin kaldırılarak kararın yukarıdaki nedenlerde BOZULMASINA, davalının ret karar harcının istek halinde iadesine, 01.11.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy