(2675 S. K. m. 1, 2, 43, 44, 45)
Dava: Taraflar arasındaki hakem kararının tenfizi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. S. T. A. ile davalı vek. Av. E. G. gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında 13.3.1991 ve 21.3.1991 tarihli iki satım sözleşmesi akdedildiğini, satışların uluslararası FOSFA kurallarına göre cereyan ettiğini ve 54 nolu FOSFA uluslararası sözleşme hükümlerinin tahkim kurallarına tabi kılındığını, bu suretle cereyan eden tahkim prosedüründe Hakem Heyetinin 127.500.- dolar ve 250 sterlin'in ödenmesine karar verdiğini, davadan önce keşide edilen ihtarnamenin sonuçsuz kaldığını ileri sürerek hakem heyeti kararının tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında Türkiye'nin taraf olduğu yabancı hakem kararlarının tanınması ve icrası hakkındaki New-York Sözleşmesinin 2. maddesine göre tahkim sözleşmesinin yazılı olarak yapılması gerektiğini, taraflar arasında tahkim sözleşmesi bulunmadığı gibi tahkim şartını içeren bir sözleşme de olmadığını, HUMK'un 517. maddesi uyarınca yazılı şekilde yapılmayan tahkim sözleşmelerinin geçerli olmadığını, bu nedenle tenfizinin istenemeyeceğini, MÖHUK'nun 45. maddesi ve milletlerarası ticari hakemlik
konusundaki Avrupa Sözleşmesine göre de geçerli bir tahkim sözleşmesi bulunmadığından tenfiz talebinin yasal dayanağı olmadığını, tip sözleşme ve klozları içeren FOSFA 54 davalı şirket tarafından imzalanmadığından mutlak butlanla malül olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre taraflar arasında yazılı tahkim sözleşmesi ve tahkim şartı olmadığı gibi daha önce yapılmış bir sözleşme de bulunmadığından, hakem heyet kararının HUMK'nun 517. maddesi uyarınca tenfizinin mümkün olmadığı, Fosfa tip sözleşmenin davalıyı bağlamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, Londra'daki hakem mahkemesine başvurarak aldığı kararın tenfizini talep etmektedir. Yabancı hakem kararlarının tenfizi 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkındaki Kanunun 43, 44 ve 45. maddeleri ile Türkiye'nin 3731 sayılı kanunla uygun bularak onayladığı 10.6.1958 tarihli Yabancı Hakem Kararlarının tanınması ve icrası hakkındaki New-York Sözleşmesinde düzenlenmiştir. Uygulanması MÖHUK'nun 1. maddesinin 2. fıkrası ile saklı tutulan New-York Sözleşmesi Anayasanın 90. maddesinin son fıkrasına göre, kanun hükmünde olup, derdest davalara uygulanmalıdır. Bu sözleşmenin 2. maddesi "akit devletlerden herbirinin tarafların akte dayanan veya akdi olmayan, belli bir hukuk münasebetinden aralarında doğmuş veya ileride doğabilecek hakemlik yolu ile halledilmesi mümkün bir konu ile ilgili uyuşmazlıkların tamamını veya bir kısmını hakeme hallettirmek üzere birbirine karşı taahhüde girişmelerine dair yaptıkları yazılı anlaşmaların geçerli olduğunu (l. bend), yazılı anlaşma terimiyle karşılıklı olarak gönderilen mektup veya telgraflarda bulunan veya taraflarca imzalanmış mukaveleler içine konan hakem şartı veya bir hakem mukavelesi anlaşıldığını (2. bend)" hükme bağlamıştır. Anılan sözleşmenin 5. maddesinde, 2. maddede belirtilen anlaşmayı akdeden tarafların, haklarında tatbiki gereken kanuna göre ehliyetsiz olmaları, yahutta sözleşmenin taraflarca tabi kılındığı kanuna ve eğer bu konuda açıklık yoksa, hakem kararının verildiği yer kanununa göre hükümsüz bulunmaları halinde tenfiz talebinin reddedileceği belirtilmiştir. Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 45. maddesinin (a) bendine göre, yabancı hakem kararının tenfizi için yabancı hakem kararlarının taraflar arasında bir tahkim sözleşmesine veya esas sözleşmeye konulmuş bir tahkim şartına dayanması gerekir. Davalı taraflar arasında geçerli bir tahkim sözleşmesi bulunmadığını, bu nedenle tenfiz talebinin kabul edilemeyeceğini savunmuş, mahkemece bu savunma kabul edilerek tenfiz talebi reddedilmiştir.
New-York Sözleşmesinin 2. maddesinde "yazılı anlaşma" teriminden karşılıklı olarak gönderilen mektup veya telgraflarda bulunan veya taraflarca imzalanmış mukaveleler içine konan hakem şartının veya bir hakem mukavelesinin anlaşıldığını hükme bağlamıştır. Davalı, davadışı P. B. Firmasının sahibi H. A.'ya gönderdiği 19.2.1991 tarihli yazıda işlenmemiş yağa ihtiyaçları bulunduğu belirterek CİF Tekirdağ fiyatının ne olduğunu sormuş, diğer şart ve hükümlerin 500 nolu FOSFA 54 sözleşmesine tabi
olduğunu bildirmiştir. H. A. aynı tarihli cevabında kendisinin değişik kaynaklardan Türk pazarına ay çiçek yağı satışı yapan komisyoncu olduğunu, yağın tonunun CIF Tekirdağ 490 dolar olduğunu belirtmiştir. Davalı H. A.'ya gönderdiği 8.3.1991 tarihli yazıda da ayçiçek yağı siparişini verdiğini, bu yağın azami 2 FFB, diğer koşulların FOSFA 54'e tabi olduğunu bildirmesi üzerine H. A. tarafından iki adet sözleşme düzenlenerek davalıya gönderilmiştir. Davalı bu sözleşmeyi imzalamadığını, bu nedenle hakem şartı bulunmadığını savunmuşsa da davalının H. A.'ya gönderdiği 19.2.1991 ve 8.3.1991 tarihli yazılar ile akreditif açılmasına ilişkin
27.3.1991, 29.3.1991, 5.4.1991, 5.6.1991, 6.6.1991 ve 1.7.1991 tarihli yazılardan taraflar arasında satış sözleşmesinin kurulduğunun kabulü gerekir. Davalı aracı P. B. firması sahibi H. A.'ya gönderdiği 19.2.1991 ve 8.3.1991 tarihli yazılarda diğer koşulların FOSFA kurallarına tabi olduğunu kabul ettiğinden ve yazışmalara göre geçerli bir sözleşme kurulduğundan taraflar arasında New-York Sözleşmesinin 2. maddesine uygun bir tahkim şartı bulunmaktadır.
Davacının hakeme müracaatı üzerine davalı, FOSFA'daki hakeme gönderdiği yazıda siparişini kabul ettiğini, ancak körfez krizi nedeniyle akreditif açamadıklarını belirterek taraflar arasında geçerli bir sözleşme kurulduğunu, ancak mücbir sebep nedeniyle sözleşme gereğini yerine getiremediklerini kabul etmektedir. Bu durumda taraflar arasında geçerli bir alım satım sözleşmesi kurulduğundan ve bu sözleşme koşullarının bizzat davalı tarafından FOSFA kurallarına tabi olduğu belirtildiğinden (19.2.1991 ve 8.3.1991 tarihli yazılar) davacının FOSFA kurallarına göre hakem heyetine başvurarak aldığı kararın tenfizini isteyebilir. Mahkemece tenfiz için gerekli diğer koşulların varlığı halinde tenfiz talebinin kabulü gerekir. Bu yönler gözetilmeden yazılı gerekçeyle tenfiz talebinin reddedilmesinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 9.000.000.- TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine 8.5.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy