(2004 S. K. m. 60, 61, 138) (6183 S. K. m. 21) (7201 S. K. m. 10)
Dava: Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, borçluya ait taşınmazın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde satış bedelinin davalının alacaklı olduğu dosyaya ayrıldığını, yapılan paylaştırmanın kanuna aykırı olduğunu, borçluya ödeme emri tebliğ edilmediğinden ihtiyati haczinin kesin hacze dönüşmediğini, bu nedenle sıra cetvelinde pay ayrılmaması gerektiğini, davalının haczinin düştüğünü ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, borçluya ödeme emri tebliğ edilmemişse de, takipten haberdar olduğunu ve icra dosyasına dilekçe vererek muttali olduğunu belirttiğini savunarak şikayetin reddini istemiştir.
Merci Hakimliğince iddia, savunma ve toplanan delillere göre davalının alacaklı olduğu 1994/390 sayılı dosyadan borçluya çıkarılan ödeme emri bila tebliğ iade olunmuşsa da borçlunun ödeme emri içeriğinden daha sonra haberdar olduğu ve borca diyeceği olmadığını beyan ettiği, bu şekilde ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü, ihtiyati haciz ve kesin haciz tarihleri sonra olan davacının şikayetinin yerinde olmadığı gerekçesiyle şikayetin reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK. nun 60. maddesi uyarınca icra dairesinin takip talebi üzerine bir ödeme emri yazarak bu ödeme emrini aynı kanunun 61. maddesindeki esaslar doğrultusunda Tebligat Kanununa uygun olarak borçluya tebliğ etmesi gerekir. Ödeme emrinin Tebligat Kanununun 10. maddesine göre muhatabın (borçlunun) kabulü halinde icra dairesinde de tebliği mümkündür. Ödeme emri tebliğ edilmedikçe haricen öğrenme ile takip kesinleşmeyeceğinden borçlunun mücerret kabul beyanı yeterli olmaz. Somut olayda borçlu vekilinin 4.2.1994 tarihli beyanı ödeme emri tebliği yerine geçmez. Bu durumda davalı alacaklının ihtiyati haczi kesin hacze dönüşmemiştir. Ancak ihtiyati haczi 2.2.1994 tarihli olduğundan davacının 20.2.1994 tarihinde kesin hacze dönüşen 7.2.1994 tarihli ihtiyati haczine iştirak eder ve satış bedeli garameten paylaştırılır. Bu paylaştırmada davalı alacaklıya ayrılan pay yönünden İİK. nun 138/ son maddesi uyarınca işlem yapılmalıdır. Davalı alacaklının haczine 6183 sayılı yasanın 21/1 maddesi uyarınca iştirak ettirilen Vergi Dairesine de husumet yöneltilmek suretiyle yukarıdaki ilkeler de gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle şikayetin reddedilmesinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 15.08.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy