(2004 S. K. m. 142)
Dava: Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, borçluya ait aracın satışından sonra düzenlenen sıra cetvelinde müvekkiline pay ayrılmadığını, davalının haczinden önce haciz koyan müvekkiline davalıdan önce yer verilmesi gerektiğini ileri sürerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Mercii Hakimliğince, bedeli paylaşıma konu araca davacının 7.10.1997 tarihinde davalının 9.2.1998 tarihinde haciz koyduğu, davacının haczi önce olduğundan davalıdan önce pay alacağı gerekçesiyle sıra cetvelinin iptaline karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle doğurduğu hukuki sonuçlar bakımından kara taşıt aracının kaydi haczi ile fiili haczi arasında fark bulunmamasına, haczi önce olan davacıya öncelik tanınmayan sıra cetvelinin iptaline karar verilmesinde bir usulsüzlük olmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunun Mercii Kararının İİK.nun 366. maddesi uyarınca ONANMASINA, 24.06.1999 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY AÇIKLAMASI
İİK.nun 102. maddesi, taşınır mallar ile taşınmaz malların hacizlerini ayrı hükümlere bağlamıştır.
Taşınmaz malların neler olduğu, MK.nun 632 ve 911. maddelerinde belirtilmiştir. Bunlar, arazi, tapu sicilinde müstakil ve daimi olmak üzere ayrıca kaydedilen haklar (gayrimenkul üzerinde müstakil ve daimi olmak üzere müesses haklar) ve madenlerdir. İİK.nun 23/4. maddesi uyarınca ise gayrimenkul tabiri, gemi sicilinde kayıtlı olan gemilere de şamildir.
Anılan yasa dayanaklara göre taşınmaz mal sayılan nesnelerde haciz, uygulamada tapuya (gemi siciline) açık verilmesiyle yerine getirilmiş olmaktadır. Bunun da dayanakları, İİK.nun 91/1, MK.nun 920/2 ve Tapu Sicil Nizamnamesinin 79 ve 81. maddeleridir. Taşınır mal hacizlerinde ise bulundukları yerde değerleri belirtilerek haciz tutanağı düzenlenir. Bundan sonra mallar ya muhafaza altına alınır ya da geçici olarak borçlu veya üçüncü kişiye bırakılır.
Sorun, motorlu araçlardaki hacizlerin hangi yönteme bağlı olduğudur.
1- İlkin, motorlu araçlar taşınır maldır; sicilde kayıtlı gemilerde olduğu gibi taşınmaz mal sayılması yolunda yasal bir dayanak yoktur. İkinci olarak, trafik sicili, mülkiyeti gösteren belgelerden değildir. Bu sicil, HGK.nun 14.5.1982 gün ve 11/626-505 sayılı kararında da belirtildiği üzere 2918 Sayılı Yasanın yürürlüğünden önce araç sahibinin belirlenmesi bakımından güçlü kanıt niteliğinde iken yasadan sonra mülkiyete karine durumuna gelmiştir (Bolat Bolatoğlu, Karayolları Trafik Kanununa göre Motorlu Araç İşleteninin Hukuki Sorumluluğu, Ankara 1987, Doktora Tezi, Teksir, Sh.65). Araç devirlerinin Yasanın 20/d maddesi uyarınca noterlerce ya da trafik şube ve bürolarınca yapılmasındaki zorunluluk, vergi ile taşıt plakalarına yazılmış cezalarda onların sorumluluklarının belirlenmesine yöneliktir. Tescil yükümlülüğünün yerine getirilmemesinin yaptırımı, trafiğe çıkma yasağıdır. Mülkiyetle bağlantılı değildir. Bu bağlamda, HGK.nun 3.2.1984 gün ve 4/1117-68 sayılı kararlarında aynen şu deyimlere yer verilmiştir: Trafik şubeleri tarafından tutulan taşıt sicilinde kayıtlı bulunmak araç sahipliği sıfatının ispatı için bir delil teşkil ederse de mutlaka kayıtlı kişinin gerçek malik olması gerekmez... Trafik siciline yapılan kayıt, aracın Medeni Hukuk bakımından mülkiyetinin geçmesi hususunda kurucu bir etki yapmaz. (T. Uygur, Borçlar Kanunu, Ank. 1991, C.3, Sh.940).
2918 Sayılı Yasanın 20/d-2. maddesi uyarınca, tescil edilmiş araçların satış ve devir işlemleri noterler tarafından siciline işlenmek üzere işlemin tamamlanmasını müteakip en geç onbeş iş günü içinde ilgili tescil kuruluşu ile Vergi Dairesi Müdürlüğüne bildirilir İşte bu süreçteki kayıt, maliki göstermeyen bir durumdadır.
Üçüncüsü, hacizde değer belirlenmesi yasal zorunluluktur. Sicile şerhle yetinilmesi, bu buyruğun aksine davranış oluşturur. Dördüncüsü, haczin amacı, istenildiğinde aracın icra emrine hazır bulundurulmasıdır. Kayda rağmen el değiştirme, amacı gerçekleştiremez.
2- Taşınmaz mallarda şerhin yararı, kayda rağmen el değiştirmede, üçüncü kişinin iyiniyetli olduğunu ileri sürememesidir. Bu erekten yararlanmak ve danışıklı işlemleri önlemek bakımından motorlu araçlarda da onların kaydına şerh konulması düşüncesi, şerh yoluyla haciz uygulanmasının yeğlenmesinin temelidir. Ancak, böyle bir şerh, yasal anlamda haciz değildir.
Eğer, şerh yoluyla onun sonuçlarından yararlanılmak isteniyorsa eylemli olarak taşınır mal haczi yapıldıktan sonra, yardımcı önlem olmak üzere, haciz kayda şerh de edilebilir; fakat, açıklandığı üzere, şerh, haciz değil onun ifadesi, dışa vurumu niteliğindedir.
3- 6183 Sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun da taşınır mallar ile taşınmaz mallar haklarındaki hacizleri ayrı hükme bağlamıştır.
Yasanın 77. maddesi uyarınca her türlü menkul mallar cins ve nev'ileri, vasıfları, alametleri, sayı ve miktarları ve tahmin edilen değerleri haciz zaptında tespit edilmek suretiyle haczolunur. 82. madde gereğince ise menkul mallar uygun bir yerde muhafaza altına alınır veya güvenilir bir şahsa veyahut güvenilir bir şahsın kefaleti altında borçlunun veya zilyedin kendisinde bırakılır.
Taşınmaz mallara gelince; gene Yasanın 88. maddesi uyarınca her türlü gayrimenkul malların, gemilerin haczi sicillerine işlenmek üzere haciz keyfiyetinin tapuya veya gemi sicillerinin tutulduğu daireye tebliğ edilmesi suretiyle yapılır.
Görüldüğü üzere, burada da sicile şerh yoluyla haciz, ancak taşınmaz mallarla o hükümlere bağlı gemilere özgülenmiştir. Motorlu araçların haczi, ancak eylemli el koymayla mümkündür.
Böyle bir yöntem izlenmediği sürece kayda şerh, haciz sayılamaz. Bu durumda şerh, borçlu hakkında takip bulunduğunu gösterir; ondan öte bir anlam taşımaz.
Sonuç: Yukarıda 2 ve 3 sayılı bentlerdeki açıklamaların yanında, ilk bentteki gerekçeyle yüce çoğunluğun trafik sicilindeki şerhi, haciz sayan kararlarına katılamıyorum. 24.06.1999 (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy