(818 S. K. m. 41)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: 1- Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup taraflar tacir değildir. Bu durumda mahkemece yasal faize hükmedilmesi gerekirken reeskont faizine hükmedilmesinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bendde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bendde açıklanan nedenlerle hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 18.04.2000 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Uyuşmazlık, davacının aracına vaki haksız fiil nedeni ile reeskont faizine hükmolunup, hükmolunamayacağına ilişkindir.
Dosyadaki motorlu araç trafik ve tescil belgesi örnekleri ile bunları destekleyen diğer belgelerden davacının çarpılan aracının ticari araç niteliğinde olduğu ve tacir olan davacının ticari işletmesine dahil bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda; husule gelen zararın ticari işletmeye ilişkin olacağı açıktır.
3095 sayılı kanuni ve temerrüt faizine ilişkin kanunun olay tarihinde yürürlükte olan 2.nci maddesinin üçüncü fıkrası ödeme yerinde ve zamanındaki banka iskontosu yukarıda açıklanan miktardan fazla ise, arada sözleşme olmasa bile ticari işlerde temerrüt faizi, T.C Merkez Bankasının kısa vadeli krediler için öngördüğü reeskont faizi oranına göre istenebilir şeklindedir.
Bunun açık anlamı: ticari işler için reeskont faizi istenebileceği olup; bu durumda ne tür işlerin ticari iş olduğunun; değişik bir anlatımla ticari işletmeye yönelik bir haksız fiilin de ticari işlerden madut bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir.
TTK'nun 3.üncü maddesi Bu kanunda tanzim olunan hususlarla, bir ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen diğer bir müesseseyi ilgilendiren bütün muamele, fiil ve işler ticari işlerdendir şeklindedir. Bu maddenin anlamı da açık olup; ticari şekilde işletilen bir müesseseyi ilgilendiren ve bu müesseseye yönelik bulunan (haksız fiiller dahil) bilumun fiillerin ticari iş olarak kabulü icap etmektedir. Zira bir iş ve fiilin ticari sayılması hukuka uygun bulunması koşuluna bağlanmamıştır.
Yukarıda belirtildiği gibi somut olay, tacir olan davacının, ticari şekilde işletilen müessesesine ait bulunan ve trafik kaydında dahi ticari araç olarak kayıtlı olan otosuna haksız fiil ika olunmasından ibaret olup; haksız fiilin ticari iş olarak nitelendirilmesi gerekeceği açıktır. Böyle bir fiilin ticari müesseseyi ilgilendirmeyen bir fiil olduğu söylenemez. Nitekim 3095 S.K.nın 2/3. maddesindeki arada sözleşme olmasa bile şeklindeki hüküm, haksız fiilere de reeskont faizi uygulanabileceğini göstermektedir. Ayrıca 3095 sayılı kanun 2/2 maddesindeki ticari iş tabiri doğrudan kullanılmayıp; bu anlama gelebilecek başka bir tabir kullanılmış olsa idi dahi; TTK'nun 1462 nci maddesinin bu kanundan gayrı olan ticari hükümlerde geçen ticari muamele, mevaddı ticariye, ticari mukavele sözleri, bu kanunun 3 ncü maddesindeki ticari işleri anlatır. Şeklindeki hükmü icabı olarak söz konusu maddedeki ticari iş tabiri, TTK.nun 3üncü maddesi doğrultusunda anlamlandırılıp, somut olaydaki haksız fiilin ticari iş olarak nitelendirilmesi gerekecekti TTK.nun 21 inci maddesi ise tacirin borçlarına ve mukavelelere ilişkin olup, tacirin alacakları ile ve fiillerle ilgili olmadığından somut olayda uygulama yeri yoktur. 3095 sayılı kanundan önceki döneme bakıldığında ise, ticari olmayan işlere kanuni faiz uygulandığı halde, ticari işler için kanuni faizin iki kat miktardaki ticari faizin uygulanması gerektiği görülür. Bunun sebebi, kanun koyucunun, temerrüt halinde ticari olmayan işlere nisbetle ticari işlerde daha fazla kazanç ve daha fazla zarara uğrama ihtimali bulunduğunu benimsemesidir. Aynı düşüncenin 3095 S.K'a değişik boyutta aktarılmış olması da haksız fiile maruz kalan tacir lehine reeskont faizi uygulanmasının kanun koyucunun amacına uygun düşeceğini göstermektedir.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle davacı yararına reeskont faizine hükmolunması zorunlu olup doğru olan yerel mahkeme kararının onanması gerektiği kanaatıyla sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy