(818 S. K. m. 110)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı Osman ... arasında düzenlenen bankomat sözleşmesini davalının da garanti eden sıfatıyla imzaladığını, borcun ödenmemesi nedeniyle girişilen takibe davalının itiraz ettiğini iddia ederek itirazın iptaliyle takibin devamına ve % 40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı cevabında, taraflar arasında iki sözleşme bulunduğunu ilk sözleşme uyarınca borçlu bulunmadığını, ikinci sözleşmede ise imzası olmadığını savunmuştur.
Mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre birinci sözleşmedeki imzanın davalıya ait olduğunu ve ikinci sözleşmedeki imzanın ise davalıya ait olmadığı belirtilmiş ise de, ikinci sözleşmede borçlunun kredi limiti banka tarafından arttırıldığı için ek bir teminat niteliğinde olduğu ve her iki sözleşmenin de geçerli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüyle davalının takip dosyasına yaptığı itirazın iptaliyle takibin devamına, 453.425.252.-TL. alacağın ve % 40 tazminatın davalıdan tahsiline dair verilen hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Garanti sözleşmesinin, BKnun 110. maddesinde düzenlenmiş olan üçüncü şahsın fiilinin taahhüt niteliğinde kabul edilmesi gerektiğinden, kefalet olarak nitelendirilmesi ve garanti verenin sorumluluk limitinin gösterilmesi zorunlu değil ise de, garanti sözleşmesinin de belli bir riski garanti etmesi gerekir.
Garanti sözleşmesi, kredi sözleşmesinin tarafları arasındaki asıl ilişkiden tamamen bağımsız olduğundan garanti edilen riski atıf yapılan sözleşme belirlemektedir. Hangi riskin garanti edildiği belli edilmeden, örneğin her türlü borç ilişkisinden doğmuş ve doğacak tüm alacakların garanti edilmesi garanti sözleşmesi ile bağdaşmaz. Öte yandan garanti verenin muvafakatı olmadan esas akdi ilişkideki koşulların borçlu aleyhine ağırlaştırılması veya borçlunun yeni yükümlülükler üstlenmesi garanti edilen riskin kapsamı dışında kalır.
Bu yönler gözetilerek konusunda uzman bilirkişiden ayrıntılı rapor alınıp uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yetersiz inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetli değildir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 23.05.2000 gününde oyçokluğuyla karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy