(2004 S. K. m. 72) (6762 S. K. m. 693)
Dava ve Karar: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı Mustafa Demirli tarafından dava dışı İsmail Hakkı Bilgiç emrine keşide edilen ve keşide yeri yazılı olmayan, 30.9.1997 günlü 2.400.000.000-TL'lik çek, yine dava dışı Bilgiçler Ticaret tarafından davalı bankaya ciro edilmiştir. Davalı banka 3.7.1998 gününde davacı Mustafa Demirli hakkında 2.400.000.000-TL asıl alacak, 3.150.000.000-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 5.550.000.000-TL'nin %175 faizi ile birlikte tahsili istemiyle ilamsız icra takibi yapmış, davacı icra takibine itiraz etmemiştir.
Dava, keşide yeri yazılmadığı için çek niteliğinde bulunmayan belgeyle borçlu bulunmadığının tespiti ile %40 tazminat istemine yöneliktir.
Davalı vekili, çekte keşide yeri yazılı olmadığı için kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapamadıklarını İsmail Hakkı Bilgiç'in bankadan kullandığı kredinin teminatı olarak çekin bankaya ciro edildiğini, icra takibine itiraz edilmediğini beyanla davanın reddini İİK. nun 72. maddesi gereğince tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine ve davacının, 1.100.000.000-TL ile borçlu olduğuna, 1.300.000.000-TL'lik kısım ile borçlu olmadığının tespitine, kabul edilen miktar üzerinden %40 tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Davalı tarafından icra takibine konu edilen çekte, keşide yeri yazılı olmadığı gibi TTK. nun 693/3. maddesinde öngörüldüğü şekilde, keşidecinin adı ve soyadı yanında da herhangi bir yer yazılı değildir. Bu sebeple icra takibine ve davaya konu olan belgenin çek olarak nitelendirilmesi ve ciro suretiyle temliki mümkün değildir. Sair bir deyişle çek niteliğinde olmayan bu belgeden doğan hakları davalının ciro suretiyle iktisabı olanaksızdır. Kaldı ki cironun, İsmail Hakkı Bilgiç tarafından değil Bilgiçler Ticaret tarafından yapıldığı da gözetildiğinde davalı bankanın yetkili hamil olarak kabulü de düşünülemez. Bu sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı vekilinin temyiz itirazına gelince; davacının, 13.7.1998 gününde icra müdürlüğüne verdiği dilekçede Borç 1.100.000.000-TL olarak bilinmektedir biçiminde yer alan beyanı bir an için mahkeme dışı ikrar olarak kabul edilse dahi, bu beyanın başka delil ve emarelerle desteklenmesi gerektiği düşünülmeden yazılı biçimde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda 1 s. bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile 2 s. bentte belirtilen sebeple hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 12.05.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy