(818 S. K. m. 96)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, bayi olan davalının düzenlediği faturalara göre Ziraat Bankasından tahsil edilen destekleme primlerinin satışların usulsüz olması nedeniyle geriye alındığını ve bu suretle zarara uğradıklarını iddia ederek 14.010.000. TL'nin tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporuna göre bayiinin satın aldığı gübreyi sadece bitkisel üretimde kullanılmak üzere gerçek ve tüzel kişilere satması gerekirken sözleşmeye aykırı davrandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına 15.01.2001 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Davacı şirket gübre üretip satan kuruluştur. Üretilen gübrenin bitkisel üretimde kullanılmak üzere satılması halinde, (satış bedelinin bir kısmı devlet tarafından davacı şirkete ödenmek üzere) desteklenmesi, Bakanlar Kurulunca kararlaştırılmıştır. Üretici ve satıcı konumunda olan davacı şirketin destekleme bedeline müstehak olması, sattığı gübrenin bitkisel üretim yapan alıcıya ulaştırılması koşuluna bağlıdır. Davalı, tüketici durumunda olan bir alıcı değil, aradaki sözleşme uyarınca tüketiciye, davacı adına satım yapan bayi konumundadır. Bu durumu ile destekleme kararındaki imkandan yararlanan kişi gübreyi tüketen kişi olup, Bayi konumundaki davalı yönünden haksız zenginleşmeden söz edilemez. Destekleme bedeli olarak alınıp, Danıştay Kararı ile olsa dahi davacı şirket tarafından devlete iade edilen miktarın, bu nedene dayalı olarak davalıdan istenebilmesi mümkün değildir. Bunun dışında davalının sorumluluğunun kaynağı sözleşmeye aykırı davranışta bulunmak olarak düşünülebilir. Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca satıcı davacı, nasıl ki kendisine destekleme bedelini ödemek durumunda olan idareye karşı, ürettiği gübrenin bitkisel üretimde tüketilmek üzere satıldığını kanıtlamak durumunda ise; bayiine de bu yükümlülüğünü, şek ve şüpheye meydan vermeyecek açıklıkta düzenlemeler ile aktarmak ve bunu da kanıtlamak durumundadır. Bakanlar Kurulu Kararı, üretici satıcı ve tüketici hakkında olup, davalı bayiinin sorumluluğu bayilik sözleşmesi ile sınırlıdır. Bayilik sözleşmesinde bu konuya ilişkin yegane hüküm f.6'daki Bayi, şirketten aldığı malları sadece bitkisel üretimde kullanmak amacıyla gerçek ve tüzel kişilere satabilir... ibaresidir. Kurumlaşmış bir şirket olan davacının ticari münasebetlerini, muhataplarının ticari ve kültürel seviyesine göre formüle etmesi gerekir. Davacının bayii bir ilçede çiftçiye gübre satışı yapan sade bir vatandaştır. Sözleşmedeki bu ibarenin tazammun ettiği mananın ve bu manaya göre davalının yükümlülüklerinin, bu çerçevede yapılacak değerlendirmeler sonucunda belirlenmesi gerekir. Özellikleri yukarıda belirtilen bir bayinin, altında imzası bulunan sözleşmedeki bu ibarenin kendisine, tüketimin sınai veya bitkisel üretim amacı dışında bir amaçla yapılacağını açıkça gösteren durumlar hariç olmak üzere, alıcının beyanının dışında bir araştırma yapılması veya gübrenin alınış sebebinin belgelendirilmesi lüzumunu da yüklemekte olduğunu bileceği veya bilmesi gerektiği kabul edilemez. Sade bir vatandaşın böyle bir ibareden anlayacağı ve kendisini yükümlü tutacağı husus; gübre alıcısının tüketimini bitkisel üretimde yapacağını bildirmesinin veya davranışının bu anlamı ortaya koymasının yeterli olacağıdır. Kaldı ki tüketimin bitkisel üretim amacına yönelik olarak yapılıp başka bir amaçla yapılmayacağının, ya da başka bir amaca yönelik tüketimde bulunacak kişilere aktarılmayacağının kesin olarak belgelendirilmesi ve bunun takip edilebilmesi de davalı bayi yönünden mümkün değildir. Nitekim bidayette, alımın bitkisel üretimde kullanılma amacına yönelik olarak yapılmakta olduğu hususunu alıcının neye dayandıracağına ilişkin olarak ortaya çıkan sorun, davacı üretici tarafından ilgili ve yetkili olan Başbakanlık Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığına bildirilmiş ve adı geçen idare, örneği dosyada bulan 4.8.1986 tarihli 73663 sayılı yazıda ...gübre talep eden gerçek ve tüzel kişilerin çiftçi olup olmadıklarının kontrolü uygulamada uzun işleri gerektirebileceğinden, beyan usulünün esas alınması uygun görülmüştür. Demek suretiyle, bayi değil, tüketici sıfatı ile alımda bulunanın beyanının yeterli olacağını kabul etmiş, gerek bayilik sözleşmeleri hükümlerinin belirlenmesinde ve gerekse cari uygulamanın oluşmasında bu husus etkili olmuştur. Bu durumda, yetkili idarece tüketicinin beyanı dışında aranmayan bir tevsik prosedürünün gerçekleştirilmesi üretici adına satış yapan bayiden beklenemez. Hakkında dava açılan diğer bayiler gibi davalı, sattığı gübreye ilişkin olarak düzenlendiği faturaya, alıcı-tüketicinin bu yöndeki taahhüdünü içeren beyanını alarak bayilik sözleşmesinin ve cari uygulamanın kendisine yüklediği mükellefiyeti yerine getirmiş olmaktadır. Ayrıca davacı şirketin, desteklemeyi yapan idarelere karşı idari yargıda açtığı, ancak aleyhine sonuçlanan davada, iddiasını bu gerekçelere dayandırmış olması, bu mükellefiyetini bayine, aktarmış olmadığını gösterdiği gibi bayie karşı açılan bu davada buna dayanılmak istenmesi hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. Bu kanaatler, emsal nitelikte olup başka bayiler aleyhine yine davacı tarafından açılmış olan davalara ilişkin dosyalara mübrez ve Yargıtay 6.Ceza Dairesinin 16.11.1999 gün ve 6849/6697 sayılı kararı ile tebliğnameye uygun olarak onanmış bulunan Adana 3.Ağır Ceza Mahkemesinin 24.12.1998 gün ve 343/228 sayılı kararında, hukuk mahkemelerince de kaale alınması gerektiği şekilde sanıkların... gübre alan şahıslardan kimlik sorma, belge isteme mecburiyetinin bulunmadığı... kabul olunarak haklarında kamu davası açılan bayilerin Beraatlerine ve yine Adana 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 24.12.1994 gün ve 142/401 sayılı kararında aynı gerekçe ile başka bayilerin beraatlerine karar verilmiş olması ile de desteklidir.
Bütün bunların sonucudur ki davalı bayinin beyana dayalı olan ve bitkisel üretim amacına yönelik olarak alındığı zannı ile yapılan bir satım ile sözleşmeyi ihlal ettiği ve buna dayalı olarak da davacının idari dava sonunda desteklemeyi yapan idareye ödemek mecburiyetinde kaldığı destekleme miktarını, sadece kendisi lehine sebepsiz (haksız) iktisap teşkil eden tüketici yerine, satıcı bayiden talep edebileceği kabul edilemez. Üstelik tüketiciye karşı açılmış olmayan bu dava içinde davalı bayiinin gübrenin bitkisel üretim dışındaki bir amaçla tüketildiğini kanıtlayabilme olanağı da bulunmamakta ve davacının delilleri ise bunu kesin olarak ortaya koymamaktadır.
Yukarıda yazılı nedenlerle yerel mahkeme kararının bozulması gerektiği kanaati ile sayın çoğunluğun onama görüşüne katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy