(2004 S. K. m. 67, 68) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında imzalanan kredi kartı üyelik sözleşmesi uyarınca, davalıya kredi kartı verildiğini, davalının harcamalarına ilişkin olarak borcunu ödememesi üzerine girişilen takibin itiraz nedeni ile durduğunu belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve % 40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, taraf delilleri bilirkişi raporu ve tüm dosya içeriğine göre davanın kısmen kabulü ile davalının itirazının 225.965.109.-TL. üzerinden iptali ile takibin devamına, asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine, davacı yararına % 40 tazminata karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 10.maddesinde temerrüt halinde, bankaca uygulanan en yüksek kredi faiz oranına % 50 ilave edilmek suretiyle bulunacak oranda temerrüt faizinin uygulanacağının kararlaştırılmış olmasına ve mahkemece B.K.nun 104/son maddesine uygun olarak faize faiz uygulanmasına yol açmayacak şekilde hüküm kurulmuş bulunmasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- BK.nun 101/1.maddesi uyarınca muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur. İhtarnamede borcun nelerden oluştuğunun gösterilmesi temerrüdün gerçekleşmesi için şart değildir. Bu durumda davalı borçlunun ihtarnamenin tebliği ile ödeme için verilen sürenin de eklenmesi suretiyle belirlenecek tarihte temerrüde düştüğünün kabulü ve takip tarihi itibariyle banka alacağının tespiti gerekirken, borçlunun takip tarihinde temerrüde düştüğünün kabul edilerek olaya uygun düşmeyen bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, davalının peşin harcının istek halinde iadesine, 24.1.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy