(818 S. K. m. 41, 101)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, olay tarihinde, davalı Nuri E.'a ait diğer davalı idaresindeki aracın kusurlu olarak müvekkilinin sevk ve idaresindeki araca arkadan çarptığını, araçtaki hasarın 4000 Hollanda Florini olduğunu belirterek bu miktarın olay tarihinden itibaren kanuni faizi ile tahsilini buna kanunen imkan olmadığı takdirde hüküm tarihindeki kur esas alınarak 4000 Hollanda Florininin Türk Lirası karşılığının kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı Nuri E. vekili, müvekkilinin kazadan önce 14.8.1987 tarihinde kazaya karışan aracını noter satış sözleşmesi ile diğer davalıya sattığını belirterek davanın reddini savunmuş, diğer davalı Şükrü D. davaya cevap vermeyip, yargılamaya da katılmamıştır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre davanın davalı Şükrü Dinç yönünden kabulüne, diğer davalı yönünden feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava haksız eylemden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Haksız eylemde zarar olay tarihinde memleket parası ile gerçekleşeceğinden mahkemece davacının yabancı para olarak gerçekleşen zararının kaza tarihindeki Türk Lirası karşılığına hükmetmesi gerekirken karar tarihindeki kur üzerinden tazminata hükmedilmesi doğru değil ise de, temyiz edenin sıfatı itibariyle bu yön bozma nedeni yapılmamıştır.
Haksız eylemde alacak, olay tarihi itibari ile muaccel hale geleceğinden ve temerrüt için ihtara gerek bulunmadığından, davacı olay tarihi ile karar tarihi arasında faiz istemekte haklıdır. Mahkemece bu yön gözetilerek, hükmolunan yabancı paranın olay tarihindeki Türk parası karşılığına karar tarihine kadar yasal faiz yürütülmesi gerekirken, bu konuda karar verilmemesi doğru görülmemiştir.
Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 05.07.2001 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY GEREKÇESİ
Davacı yabancı para olarak oluşan zararının, olay tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte, yabancı paranın hüküm tarihindeki Türk parası karşılığına hükmolunmasını talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, yabancı paranın hüküm tarihindeki karşılığına hükmedilmiş ise de, faizin hüküm tarihinden başlatılmasına karar verilmiş, karar davalı tarafından temyiz edilmemiştir.
Bu durumda zararın hüküm tarihine kadar yabancı para olarak geldiği hususunda davacı yararına kazanılmış hak oluşmuştur. Ayrıca davacının yabancı para olarak oluşan zararını ödeme tarihindeki karşılığı olarak da isteyebileceği nedenleri ile zararın karşılığı olarak belirlenen yabancı paraya olay tarihi ile hüküm tarihi arası için 3095 sayılı kanun hükümleri uyarınca yasal faize hükmolunması gerekirken bu süre için faize hükmolunmaması doğru değildir.
Yerel mahkeme kararının yukarıda açıklanan nedenlerle bozulması gerektiği kanaati ile sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy