(3226 S. K. m. 14, 17, 24, 25, 26) (818 S. K. m. 97)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. E. Tuncay ve Av. T. Tuncay ile davalı vek. Av. A. Türkkan gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
KARAR
Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında 25.8.1995 tarihinde finansal kiralama sözleşmesi imzalandığını, 1.9.1995 tarihinde teslim edilen hidrolik ekskavatörün 2.5.1998 tarihinde yandığını, sözleşme süresince sözleşme konusu malın mülkiyetinin davalı şirkete ait olduğunu, Finansal Kiralama Kanunu'nun 17.2.maddesi uyarınca kiralayan şirketin sözleşme konusu malı sözleşme süresince sigorta ettirmek zorunda bulunduğunu, sözleşmenin 24.maddesinde sözleşme süresi sonuna kadar malın kiralayan tarafından sigorta ettirileceği yönünde hüküm bulunduğunu, davalı kiralayan şirketin yasa ve sözleşmeye göre zorunlu olduğu sigorta yaptırma yükümlülüğüne rağmen sigorta yaptırmayarak kiracı şirkete zarar verdiğini, malın sigorta edilmemesi konusunda müvekkili şirketin bir talimatı bulunmadığını, davalının malı sigorta ettirip primlerini kiracıdan istemesi gerektiğini ileri sürerek yeni bir makinenin teslimine, mümkün olmadığı takdirde malda meydana gelen 66.357.641.720.-TL zararın ve 33.642.358.280.-TL kâr mahrumiyetinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, davacının finansal kiralama bedelini ödedikten sonra müvekkili şirketten sözleşme konusu malın sigorta ettirilmemesini istediğini, bu talep üzerine müvekkilinin sigorta poliçesini yenilemediğini, sözleşme konusu malda meydana gelen hasardan ve kâr kaybından müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını Finansal Kiralama Kanunu'nun 14. maddesine göre sözleşme süresi içinde malın hasar ve ziyanından sorumluluğun davacıya ait olduğunu, davalı kiralayan yükümlülüğünü yerine getirmemiş olsa bile davacının BK'nun 97. maddesi uyarınca hakimden izin alarak sigorta yaptırma imkanına sahip bulunduğunu, bu yola başvurmayan davacının olayda kasıtlı veya kusurlu davranışı bulunmayan müvekkiline müracaatının haklı kabul edilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre sözleşme konusu malın ilk dönem sigortasının davalı tarafça yaptırıldığı, kira borcunun sona ermesinden sonra davalı tarafça davacının talimatı uyarınca yeniden sigorta yaptırılmadığı davacının, bu durumda sigorta yaptırıp primini ödeyebileceği, ancak sigorta yaptırmayıp sorumluluğu üzerine aldığı, bu nedenle davasında haklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Finansal Kiralama Kanunu'nun 17. maddesinde "finansal kiralama konusu malın kiralayan şirketin mülkiyetinde olduğu, kiralayan şirketin kiralama konusu malı sözleşme süresinde sigorta ettirmek zorunda bulunduğu, sigorta primlerinin ödenmesinin kiracıya ait olduğu hükme bağlanmış, taraflar arasındaki Finansal Kiralama Sözleşmesinin 24-25 ve 26. maddelerinde aynı yönde düzenlemeler yapılmıştır.
FKK'nun 17. maddesinin gerekçesinde malın finansal kiralama şirketi için bir teminat teşkil etmesinin sigorta ettirme zorunluluğunun getirilmesine sebep olduğu belirtilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmeye göre sözleşme süresi sonunda yapılacak ödemelerle malın mülkiyeti kiracı firmaya geçecektir. Kiracı şirket mal bedelini ödemiştir. Davacı kiracı firma ayrıca sözleşme konusu malın sigorta ettirilmemesinin fax mesajı ile bildirmiş, sözleşme konusu malın yanmasına kadar sigorta yapılması yönünden davalı kiralayan şirketten talepte bulunmamıştır. Davacı kiracı şirketin talebi, mal bedelini ödemiş olması ve 17. maddenin gerekçesi gözetildiğinde kiralayanın sözleşme konusu malı sigorta ettirme zorunluluğunun devam ettiği kabul edilemez. Mahkemece, bu yönler gözetilerek davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 97.500.000.-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına 14.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy