(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalıya verilen üç adet çek karşılığı olarak taraflar arasındaki protokol ile 100.000.Dolar bedelli bono verildiğini, bono bedelinin haricen ve değişik tarihlerde 102.000 Dolar ödenmiş olmasına rağmen, çek bedellerinin tahsili için aleyhine takibe geçildiğini iddia ederek, harici ödemelerin takip dosyasından mahsubu ile bakiye borçlarının tespit edilmesi, fazla ödeme yapılmış ise istirdat haklarının saklı tutulması ve %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının verdiği dört adet çekin karşılıksız çıkması nedeniyle takibe geçtiklerini daha sonra protokol düzenlendiğini ancak, protokol hükümlerinin uyulmaması nedeniyle dava konusu takibe geçildiğini ancak, daha sonra tarafların anlaştıklarını ve takip konusu çeklerin davacıya iade edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre davadan önce çekler ve senetlerin davacıya iade edildiği taraflar arasında tartışmasız olduğundan davacı iddiasının araştırılmasında hukuki yararı bulunmadığından davanın reddine dair verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava borçlu bulunmadığının tespitine ilişkindir. Davalı tarafından üç adet çek'e müsteniden 27.4.1999 tarihinde yapılan takipten sonra taraflar arasında düzenlenen tarihsiz protokol ile davacının (30.524.000.000.TL) tutarındaki dört adet çeklere karşılık (100.000 Dolar) miktarlı bono verdiği, ancak bononun ödenmemesi nedeniyle haciz ve muhafaza işlemi yapılmış ise de, davalı alacaklının 28.1.2000 tarihli beyanından alacağını haricen tahsil ettiğini belirterek takipten feragat ettiği anlaşılmaktadır.
Davacı iş bu davada haricen borcun ödenmesine rağmen, takibe devam ederek çeklerin kendisine iade edilmediğini iddia etmiştir. Davalı vekilinin beyanından da davadan önce nakit ve ayın olarak bir takım ödemeler yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davadaki haklılık durumunun dava tarihi itibariyle belirlenmesi gerekir. Bu durumda, mahkemece dava tarihine kadar davacı tarafından davalıya yapılan ödemeler toplamı belirlenerek bu miktar yönünden davanın kabulü, davadan sonra yapılan ödemelerle borç sona ermişse bu kısım yönünden davanın konusu kalmadığı gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 30.04.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy