(3194 S. K. m. 30) (818 S. K. m. 250)
Dava: Taraflar arasındaki birleştirilen teminat mektubunun iadesi menfi tespit alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her iki davanın da kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, ruhsat alımının temini yönünden davalı kiracıya verilen teminat mektubunun, ruhsat alınması nedeniyle iadesi gerekirken iade edilmediği iddia edilerek teminat mektubunun iadesi ile davalıya borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Birleşen dosyada davacı vekili, teminat mektubunun süresinin uzatılmasından doğan borcu ödemekle yükümlü olan davalının borcunu ödemediğini iddia ederek 1.267.875.000.TLnin fatura tarihinden itibaren reeskont faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevabında, teminat mektubunun iadesi şartlarının oluşmadığını, edimini süresinde yerine getiremeyen davacının kendisine verilen ek sürede aldığı yeni teminat mektubu masraflarını müvekkilinden isteyemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davaya konu teminat mektubu karşılığında davacının davalıya borçlu bulunmadığının tespiti ile teminat mektubunun iadesine, 1b267.875.000.TLnin 11.6.1999 tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle 8.12.1998 tarihli kira sözleşmesine ek olarak tanzim ve imza edilen tarihsiz ek sözleşmenin 3.maddesinde, teminat mektubu masraflarının davalı kiracı tarafından karşılanacağı kararlaştırıldığından ve uzatılan süre yönünden teminat mektubu masrafları ile ilgili taraflar arasında farklı bir düzenlemenin varlığı kanıtlanamadığından birleştirilen davaya ilişkin davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin asıl dava yönünden temyiz istemine gelince, BK.nun 249/1.maddesi hükmünce kiralayan, kiralananı akitten maksut olan kullanmağa salih bir halde kiracıya teslim etmek ve kira müddeti zarfında bu halde bulundurmak ile mükelleftir.
Somut olayda da, davalı kiracının, kiralanandan yararlanmasını güvence altına almak amacıyla davacı kiralayandan teminat mektubu aldığı anlaşılmaktadır. Kira sözleşmesinin eki sözleşmesinin 3.maddesinde de bu amaçla, kiraya veren, iskan ve /veya işyeri açma ve çalışma ruhsatını teminen 100.000.000.000.TL tutarında banka teminat mektubunu davalı kiracıya vermesi öngörülmüştür.
Davacının bu madde gereğince, belediyeden yapı kullanma izni ve çalışma ruhsatı olmadığı çekişmesizdir. Ne var ki, davacı, İmar Kanununun 30.maddesi gereğince ruhsat başvurusuna belediyenin 30 gün içinde cevap verilmemiş olmasının ruhsat verilmiş olduğu anlamına geldiğinin, dolayısı ile edimini yerine getirdiğini iddia etmiş, ise de, bu yasal düzenleme davacının sözleşme ile yüklendiği ruhsat edimini yerine getirdiği anlamına gelmez. Esasen temyiz dilekçesine ekli 7.11.2000 tarihli Belediye Encümeni kararı ile işyerinin kapatılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda davacının, süresinde cevap vermemenin İmar Kanunun 30.maddesi uyarınca ruhsat verilmesi sonucunu doğurduğunu ileri sürerek belediyeden ruhsat talebinde bulunması ve bu talebinin olumsuz sonuçlanması halinde de buna karşı idari yargıda dava açıp açmadığı araştırılarak, daha mevcut ise sonucu da beklenilerek bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda 1 sayılı bentte açıklanan nedenlerle birleştirilen dava yönünden davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile, 2 sayılı bentte açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 07.06.2002 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy