(2004 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 484)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belirli günde davalı vek. Av. Meltem Onurlu gelmiş, sair taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili, dava dışı Celal Akyoldan kullandığı kredi için 150.000.000.-TL. limit ile kefil olduğunu, sözleşmenin boş alan sair sayfalarını da imzaladığını bankanın boş alan bu sayfaları doldurarak müvekkilinden 3.943.880.990.-TL. alacak talep ettiğini iddia ederek 3.793.880.900.-TL. ile borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir. Davalı savunmasında, davacının kefalet limitinin 3.500.000.000.-TL. olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, davacının sözleşmeyi 150.000.000.-TL. kefalet için imzaladığı, davalı bankanın boşa atılı imzaları sonradan zeyilname olarak düzenlemesinin kefalet olarak kabulünün mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. BK.nun 484. maddesine göre kefaletin sıhhati, tahriri şekle riayet etmeğe ve kefilin mesul olacağı muayyen bir miktar iradesine mütevakkıftır. Davacı tarafından 24.7.1996 günlü sözleşmenin 150.000.000.-TL. limit ile imzaladığı ve dava dışı Celal Akyola bu sözleşmeye dayalı olarak kredi kullandırıldığını ve çeşitli tarihlerde düzenlenen zeyilnameler ile kullandırılan kredi limitinin yükseltildiği anlaşılmaktadır. Ne var ki sözleşmenin 21, 22, 23 sahifelerinde davacı kefilin açığa atılmış imzalarının bulunduğu görülmektedir. Bu halde kredi sözleşmesi düzenlenirken davalı bankanın davacıdan üzerinde miktar belirtilmeden açığa imza aldığının kabulü gerekir. Boş olarak imzalanan kefalete ait kısımların sonradan doldurulmak suretiyle kefalet limitinin belirlenmesi yukarda açıklanan kanuni maddesi ile bağdaşmaz. Bir başka deyişle açığa imzalı kısma sonradan limit yazılması, imza atanı o miktar ile sınırlı olarak kefil haline getirmez. Mahkemece, yukarda açıklanan hususlar gözetilerek yazılı biçimde davanın kabulünde bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 12.05.2003 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy