(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının bozma kararına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı davalı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vek. Av. Fadim Yıldırım gelmiş diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan, onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Davacı, davalı tarafından takibe konulan 3.115.652.817.-TL bedelli senetten dolayı borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini istemiştir. Davacı dava dilekçesinde senedin hatır senedi olduğunu iddia etmiş, daha sonra ıslah yoluyla hileye dayandığını belirtmiş, davalının senedin veriliş nedeniyle ilgili 13.2.1995 tarihli dilekçesinden sonra senedin bedelsiz olduğunu iddia etmiştir. Mahkemece davanın reddine dair verilen karar Dairemizce, bankalardan yapılan ödemelere ilgili belgelerin getirtilip davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun saptanması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Davalı senedin veriliş nedeninin davacının bankalardan kredi alamaması nedeniyle davalının kullandığı kredileri davacıya verdiğini, bu nedenle dava konusu senedin verildiğini savunmuştur. Mahkemece bozmaya uyularak bankalardan kredilerle ilgili belgeler getirtilmiş bazı kredilerle ilgili olarak davacının borçlu, davalının lehtar olduğu senetlerin kredinin teminatı olarak bankaya verildiği, senedin borçlusu tarafından ödenmemesi üzerine davalı tarafından ödendiği saptanmıştır. Davalı davadan önce keşide ettiği 11.3.1994 tarihli ihtarında kullanılan kredilerle ilgili faizin üç günde ödenmesini istemiş, davacı bu ihtara cevabında davalı şirket riskinden kullanılan kredilerin ödendiğini belirterek davalı şirket riskinden kredi ilişkisinin varlığını kabul etmiştir. Bu durumda davalı şirket riskinden davacıya kredi kullandırıldığı ihtarname ve cevabı ihtar, dava dilekçesi ve bilirkişi raporundan anlaşıldığından takip konusu senedin bedelsiz olmadığının kabulü gerekir. Davalı şirket yöneticileri aleyhine açılan ceza davasında mahkemece senedin bedelsiz kaldığının yazılı delille kanıtlanamadığı bu nedenle suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiştir. Mahkemece bu yönler gözetilerek davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
2- Davalının temyizine gelince;
Mahkemece kurulan 4.12.1996 tarihli ilk hükümde İİK'nun 72/4. maddesindeki koşulların oluşmadığı gerekçesiyle tazminat talebi reddedilmiş, tazminatla ilgili olarak kurulan hüküm davalının temyizi olmasına rağmen bozma nedeni yapılmamıştır. Mahkemece bu nedenle tazminat talebinin reddinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Sonuç: Yukarıda 2 bent halinde açıklanan nedenlerle tarafların temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 250.000.000.-TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlerden davalıdan alınmasına, davacının fazla ödediği peşin harcın istek halinde iadesine, 19.12.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy