(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit-istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, dava konusu 25.5.1997 tarihli ve müvekkilinin borçlu olarak görüldüğü senedin, davalı şirket tarafından diğer davalılara ciro edilip daha sonra muvazaalı olarak takibe konulup müvekkilinden tahsil edildiğini, oysa ki senedin gerçek bir borç ilişkisini yansıtmadığını, senet metninde Bedeli malen ahz olunmuştur. İbaresinin yazılı olduğunu, müvekkilinin, bu senet karşılığında herhangi bir mal almadığı gibi ticari defterlerinde de kayıtlı olmadığını, müvekkili şirketin yetkilisi olan dava dışı H. Kaya'nın davalı şirketin sahibi olan, diğer davalı aynı isimli H. Kaya'nın oğlu olup bu iki kişinin anlaşmak sureti ile müvekkili şirketi borçlandırdığını, dava dışı H. Kaya'nın vekalet yetkisini kötüye kullanmak suretiyle müvekkili şirketi borç altına soktuğunu belirterek müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tesbiti ile tahsil edilen paranın istirdadına ve %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar K. İnşaat ve H. Kaya vekili, davacı ve davalı şirketlerin ortaklarının akraba olup, davacı şirket tarafından alınan tüm işlerin müvekkili şirket tarafından yapıldığını, bu nedenle de sözleşme ve teminatlar alındığını, davacı şirketin kazandığı bir ihalenin müvekkili tarafından yerine getirildiğini ihale makamının asfalt mıcır işini kendi birimlerine yaptırma kararı alıp, müvekkili şirket malzemelerini kullandığını, malzeme parasının ödenmemesi üzerine de dava konusu senedin düzenlendiğini, yapılan işin karşılığında fatura kesilip davacı şirkete teslim edildiğini öne sürerek davanın reddi ile %40 tazminata karar verilmesini istemiş, diğer davalı N. Pekinton vekili müvekkilinin diğer davalılardan olan alacaklarına karşılık dava konusu senedin kendisine ciro edildiğini ifade ederek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacı şirketin dava dışı Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünden ihale kazandığı, işin yapımı sırasında, taşa ihtiyaç olduğu ve taşın davalı şirkete ait taş ocağından, dava dışı idare tarafından alındığı, bedelin ödenmemesi üzerine de davacı tarafından dava dışı idare aleyhine Ankara 3.Asliye Ticaret Mahkemesinde alacak davası açıldığı, taşların 25.5.1997 tarihinde, davalı şirket tarafından dava dışı idareye teslim edildiği senedin tanzim tarihinin de aynı olduğu, davacının alacak davasını kazandığı halde, o ihalede taşeron olan davalı şirkete taş bedelini ödemeyip, dava konusu senedin düzenlendiği bu nedenle de senedin karşılıksız kaldığı iddiasının yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı şirket vekilince temyiz edilmiştir.
Sonuç: Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 23.09.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy