(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 484)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili müvekkili banka ile dava dışı Sebahattin Türken arasında akdedilen kredi sözleşmesine davalının kefil olduğunu; gönderilen hesap kat ihtarnamesine rağmen davalının borcu ödemediğini ve alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu iddia ederek itirazın iptal edilmesine ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili geçerli bir kefalet sözleşmesinin bulunmadığını, yargılamaya muhtaç nitelikteki alacak için ilamsız takip yapılamayacağını, faize faiz yürütüldüğünü, bankanın faiz oranını iyiniyet kurallarına aykırı şekilde ve tek taraflı olarak belirlediğini, alacağın sebebinin belirli olmadığını ve müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuş ve %40 oranında tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve alınan bilirkişi raporuna göre, davalının kefalet limiti ve kendi temerrüdünün sonuçları kapsamında 2.400.861.360.-TL. borçlu olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne, alacağın belirlenmesi yargılamayı gerektirdiğinden tazminat talebinin reddine karar verilmiş; hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı davaya karşı verdiği cevabında kredi taahhütnamesinde kefalet limiti gösterilmediğinden geçerli bir kefaletten söz edilemeyeceğini savunmuştur. Borçlar Kanunu'nun 484 üncü maddesi hükmüne göre, kefaletin geçerliliği yazılı biçimde yapılmasına ve kefilin sorumlu olduğu muayyen bir miktarın gösterilmesine bağlıdır.
Somut olayda davalının imzasını taşıyan kredi taahhütnamesinde kefalet yönünden bir miktar gösterilmediğinden ve kredinin arttırılmasına dair formda davalının imzası bulunmadığından, geçerli bir kefaletten söz edilemeyeceği nazara alınarak davanın reddi gerekirken, bu yön gözetilmeden yazılı biçimde davalının kefalet sebebiyle sorumlu tutulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 20.05.2004 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy