(2004 S. K. m. 72) (4721 S. K. m. 2) (818 S. K. m. 19, 20, 21)
Dava: Taraflar arasındaki karşılıklı menfi tespit-alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın reddine, karşı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı-karşı davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, 20.2.2001 tarihinde davalılardan Ahmet Güneysi'nin 2.303.439.543.000.- TL., davalı Ünsal Güneysi'nin 1.406.156.710.217.- TL.yi gecelik faiz almak amacı ile bankaya yatırdıklarını, yatırılan paranın yüksekliğinden ve bankanın zor durumda olmasından yararlanarak % 1389 ile % 5098 oranlarında gecelik faiz uygulandığını, yapılan faiz anlaşmasının gabin, ahlaka ve M.K.nun 2.maddesine aykırılık nedenleriyle geçersiz olduğunu iddia ederek, Ahmet Güneysi'ye 367.080.809.086.- TL., Ünsal Güneysi'ye 227.166.896.132.- TL. faiz borçları olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalılar savunmalarında, yapılan faiz anlaşmasının B.K.nu hükümleri uyarınca geçerli olduğunu, bankanın müzayakasından söz edilemeyeceğini beyan ederek davanın reddini istemişler birleşen davaları ile de mevduat hesabından kesilen paranın, % 170 oranında işleyecek faizi ile tahsilini talep ve dava etmişlerdir.
Mahkemece, benimsenen bilirkişi raporuna göre bankanın müzayaka halinden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanununun 19.maddesinin birinci fıkrasında sözleşmenin konusunun kanuni sınırlar içerisinde serbestçe belirlenebileceği açıklanmış, 2.fıkrada ise kanunun kesin olarak emrettiği hukuk kurallarına, kanuna, ahlaka veya kamu düzenine yahut şahsi haklara aykırı olmayan sözleşmelerin geçerli bulunduğu belirtilmiştir. 20.madde, konusu olanaksız, haksız veya ahlaka aykırı sözleşmelerin batıl olduğu hükme bağlanmış, 21.maddede ise gabin düzenlenmiştir.
Medeni Kanununun 2.maddesine göre de, herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.
Somut olayda davacı-birleşen davalı vekili bankanın o dönemde ülkede yaşanan ekonomik kriz sebebiyle içine düştüğü mali sıkıntı ve darboğazı atlatabilmek müşterilere normalin çok üstünde faiz vermek zorunda kaldığını, müzayaka halinde bulunduğu bu dönemde fahiş faiz oranları üzerinden yapılan sözleşme ve tahakkukun gabin ahlaka aykırılık ve M.K. nun 2.maddesinde öngörülen dürüstlük kuralına aykırılık nedenleriyle geçersiz olduğunu iddia etmiştir.
Davalı-birleşen davacı vekili ise, taraflar arasında faiz konusunda geçerli bir sözleşmenin bulunduğunu, bankanın sözleşme çerçevesinde faiz ödemekle yükümlü olduğunu beyan etmiştir.
Yerel mahkemece, davacı-birleşen davalı bankanın bildirdiği maddi olgular ile bunların dayandırıldığı deliller yönünden tam bir inceleme ve değerlendirme yapılmadığı görülmektedir.
Gerçekten de özellikle ileri sürülen müzayaka iddiası yönünden öncelikle davacı bankanın kayıtları üzerinde bir bilirkişi incelemesi yaptırılması ve davaya konu faiz alacağına ilişkin bulunduğu dönem itibariyle bankanın ileri sürülen şekilde müzayaka halinde olup olmadığı; bu bağlamda ülkedeki ekonomik krizden dolayı bankanın nakit para sıkıntısı içerisine düşüp düşmediği, yüksek faizle toplandığında çekişme bulunmayan paraları bu sıkıntının giderilmesi amacıyla mı yoksa daha yüksek faizle başkalarına satılması gibi kar amacıyla mı alıp değerlendirdiği, aynı dönemde TMSF'ye devredilmeyen bankalar ve aracı kurumlarca benzer işlemler için uygulanan faiz oranlarının hangi düzeyde bulunduğu belirlenmelidir. Mahkemece alınan bilirkişi raporu bu konularda yeterli araştırma ve incelemeyi içermemektedir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca mahkemece yapılacak iş, BDDK'nun 15.3.2001 günlü Resmi Gazetede yayımlanan 198 sayılı kararıyla, bankanın temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetiminin TMSF'ye devredilmiş olduğu da gözetilerek davaya konu faiz alacağına ilişkin bulunduğu dönem itibariyle TMSF'ye devredilen bankalar dışındaki diğer bankaların ve aracı kurumların uyguladıkları repo, ters repo, over night (gecelik) faiz oranlarının ve aynı dönemdeki İMKB verileri araştırılıp saptanarak davalıların vadesiz mevduat hesabına uygulanmış olan faiz oranlarının aşırı olup olmadığı, bir başka deyişle edimler arasında açık bir dengesizlik bulunup bulunmadığı belirlenip bir dengesizlik var ise, bunun bankanın o dönem içerisinde bulunduğu koşullar itibariyle müzayaka halinden kaynaklanmış olup olmadığının belirlenmesi yönünden banka kayıtları üzerinde bir ekonomist, bir bankacı ve Borçlar Hukuku alanında uzman üniversite öğretim üyelerinden oluşturulacak yeni bir bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak denetime elverişli rapor alınması olayda gabinin objektif ve sübjektif unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin veya uygulanan faiz oranlarının ahlaka aykırılık oluşturacak derecede fahiş olup olmadığının veyahut da olayda davalının sözleşme çerçevesinde faiz istemesinin M.K. nun 2.maddesinde öngörülen objektif iyiniyet kuralına aykırılık teşkil edip etmediğinin belirlenmesi ve uygun sonuç çerçevesinde bir karar vermekten ibaret olmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı-birleşen davalı banka yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, gerekçede oyçokluğu, sonuçta (bozmada) oybirliğiyle 09.05.2005 gününde karar verildi.
KARŞI OY YAZISI
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle somut olayda Gabinin objektif ve sübjektif koşullarının oluşmamış bulunmasına ve ahlaka aykırılıktan söz edilemeyeceğine göre hükmün esasına yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmektedir.
Ancak, Bankalar Kanununun 15/3.maddesi uyarınca TMSF'ye devredilmiş olan davacı-karşı davalı bankanın harçtan muaf olduğu gözetilmeksizin harçla sorumlu tutulması doğru değildir. Bu itibarla esasa ilişkin temyiz itirazlarının reddiyle yerel mahkeme kararının harç bakımından bozulması gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun farklı yönde oluşan bozma gerekçesine katılamıyoruz. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy