(2004 S. K. m. 72) (818 S. K. m. 174, 175, 176) (1086 S. K. m. 440, 442)
Dava: Davacı İper Oluklu Mukavva vek. Amb vek. Av. Cihangir Marmara ile davalı Berrin Tükel vek. Av. Yıldız Ağırman arasında görülen dava hakkında İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesinden verilen 5.6.2003 gün ve 293-429 sayılı hükmün onanmasına ilişkin Dairemizin 4.6.2004 gün ve 9413-6694 sayılı ilamına karşı davalı vekilince süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş ve ihbar edilen Salih Peke tarafından da mahkeme kararı temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı tarafından davalı aleyhine açılan menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda mahkemece, taraflar arasındaki ilişkinin BK.'nun 175 ve 176 maddelerinde belirtilen borcun nakli mahiyetinde olduğu, davacı ile davalı arasında yapılan sözleşmenin 5. maddesinde bu hususun açıkça belirtildiği ve Salih Peke tarafından yapılan taahhütte de sözleşmenin 5. maddesine atıf yapılarak borcun naklinin kabul olunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilinin temyizi üzerine Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda onanmıştır.
1- Yerel mahkeme kararının davaya ihbar olunan Salih Peke'ye temyiz incelemesinden sonra tebliğ edilmesi üzerine anılan kişinin temyiz talebinde bulunduğu anlaşılmış ise de, hüküm taraflara yönelik kurulduğundan ve adı geçenin davada taraf olmadığı anlaşıldığından temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin karar düzeltme istemine gelince;
Mahkemece, taraflar arasındaki ilişkinin borcun nakli mahiyetinde olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur.
Borcun nakli, BK.'nun 174/1. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre evvelki borçlunun yerine yenisinin geçmesi ve borçtan beraatı borcu yüklenen ile alacaklı arasında yapılacak sözleşme ile vuku bulur. Borcun nakli sözleşmesine borçlunun katılması gerekmediği gibi, buna muvafakat etmesi de gerekmez. Borcun nakli sözleşmesi de her sözleşme gibi icap ve kabul ile kurulur. Bu sözleşmenin meydana gelmesi için borcu yüklenen ile alacaklının icap ve kabul beyanlarının birbirine uygun olması gerekir. İcap, bizzat borcu yüklenen kimse tarafından yapılabileceği gibi, onun vermiş olduğu yetki üzerine temsilci sıfatıyla borçlu tarafından da yapılabilir. İcap, açık veya zimni olabilir. Borcu yüklenin veya onun verdiği yetkiye dayanarak eski borçlunun alacaklıya kendisi ile borçlu arasında yapılan borçtan kurtarma sözleşmesini bildirmesi zımni icaba örnek gösterilebilir. Nitekim bu husus, BK.'nun 174/2.maddesinde açıkça hükme bağlanmıştır. Keza alacaklının kabul beyanı da zımni olabileceği gibi açıkta olabilir. (Bkz Prof. Dr. Fikret Eren Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul-1999 Cilt 2,sh. 1235 vd)
Bu açıklamalar ışığında somut olaya baktığımızda;
Davacı ile davalı arasında düzenlenen tarihsiz sözleşmenin 5. maddesinde son taksit olan 30.000 DM'nın Salih Peke tarafından ödeneceği öngörülmüştür. Davacı taraf bunun borcun nakli hükümlerini doğuracağını iddia etmekte ise de, davalı alacaklı ile üçüncü kişi Salih Peke arasında yapılmış bir borcun nakli sözleşmesi bulunmamaktadır. Her ne kadar dosyaya sunulan Sayın İper Oluklu Mukavva San. Tic. Ltd. Şti. ve Mert Matbaacılık Berrin Tükel şeklinde başlayan ve dava konusu sözleşmenin 5.maddesine atıf yaparak 30.000.DM ödeneceği taahhüdünü içeren belgede Salih Peke ismi altında bir imza bulunmakta ise de, davalı vekili 14.5.2003 tarihli dilekçesinde söz konusu belgenin sahte olduğunu ve bu konuda Cumhuriyet Savcılığında soruşturma açıldığını savunmuş, ihbar edilen durumundaki Salih Peke de temyiz dilekçesinde bu belge altındaki imzanın kendisine ait olmadığını açıkça belirtmiştir.
Hal böyle olunca mahkemece, anılan belgedeki imzanın Salih Peke'ye ait olup olmadığı konusunda araştırma ve inceleme yapılması, Cumhuriyet Savcılığında devam ettiği bildirilen hazırlık soruşturma evrakının incelenmesi ve tüm deliller toplandıktan sonra yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru olmadığından yerel mahkeme kararının bu nedenle bozulması gerekirken ilamda yazılı sebeplerle onandığı anlaşıldığından davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 sayılı bentte açıklanan nedenlerle davanın ihbar edildiği Salih Peke'nin temyiz isteminin reddine, 2 sayılı bentte gösterilen nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairemizin 4.6.2004 günlü 2003/9413 E, 2004/6694 K. sayılı onama ilamının kaldırılarak, yerel mahkeme kararının davalı lehine BOZULMASINA, davalıdan evvelce alınan onama harcı ile ihbar olunan Salih Peke'nin peşin harcının istek halinde iadesine, 31.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy