(2004 S. K. m. 72) (6762 S. K. m. 690)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı yanca bonoya dayalı olarak müvekkili aleyhine takip başlatılmış ise de, bono üzerindeki imzanın müvekkiline ait bulunmadığını belirterek bono nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine ve % 40 oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacı yanca ispatlanamayan davanın reddine, davacının haksız ve kötü niyetli olarak dava açtığı gerekçesiyle İcra tetkik mercii dosyasındaki kabulüne konu 2.500.000.000.- TL'nin indirimiyle borca konu 4.801.245.000.- TL'nin % 4O'ı oranında tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, takibe konu bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
Takibin dayanağı bononun tetkikinde ı. Ekmek Fabrikası S. ve ortağı tarafından keşide edildiği, lehdarın S. Gıda Ltd. Şti. olduğu, lehdarın cirosuyla C. Nakliye Ltd. Şti'nin senedin hamili olduğu görülmüştür. Takip borçlularından R'nin İcra mahkemesinin 2000/324 Esas sayılı dosyasındaki beyanından keşideci imzasının ı. Ekmek Fabrikası adi ortaklığının ortağı F' nin eşi ve vekili R'ye ait olduğu anlaşılmıştır.
Bonoyu imzalayan R'nin ı. Ekmek Fabrikası S. ve ortağı adi şirketinin yetkili temsilcisi olduğu iddia ve ispat edilememiştir.
TTK'nun 690. maddesi yollamasıyla bonolarda uygulanan aynı yasanın 590. maddesi gereğince, temsile selahiyeti olmadığı halde bono imzalayan kişi bizzat mesul olur. Öte yandan davacının İcra dosyasındaki kabulü dava konusu bonodaki borca yönelik değildir.
Mahkemece bu yönler gözetilerek davacının takip konusu bonoyla sorumlu olmayacağı ve davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy