(6762 S. K. m. 688) (1086 S. K. m. 290)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tesbit-istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi davacı vekili ile süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin 1991 yılında davalı şirkette muhasebe elemanı olarak işe başladığını, işten çıkarıldığı 1997 yılına kadar çalıştığını, 1997 yılı Haziran ayında işverenin işten çıkartırken muhtemel açığına karşılık olmak üzere 150.000 DM bedelli teminat senedi imzalattığını, sonrasında bu senetle icra takibine başladığını belirterek davacının borçlu olmadığının tespiti ile takibe konu senedin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının 1991 yılından istifa ettiği 1997 yılı Haziran ayına kadar davalı şirkette çalıştığını, hesap incelemelerinde sahte belgeler düzenleyerek zimmetine para geçirdiğinin tespit edildiğini, davacının şirkete verdiği zararlara ve daha önce aldığı borçlara karşılık işten çıkmadan bono keşide ettiğini, senedin doğmuş alacak için keşide edilmiş olması nedeniyle teminat senedi olmadığını, iddianın yazılı delille ispatı gerektiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan delillere göre davaya konu 150.000 DM'lık bononun 42.542 DM'lık kısmı nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Davacı vekilinin katılma yoluyla verdiği temyiz dilekçesi temyiz defterine kaydedilmediği gibi harcının yatırıldığına dair belgeye de rastlanamadığından temyiz isteminin reddi gerekmiştir.
2- Dava konusu bonoda düzenleme nedeni bulunmamaktadır. Düzenleme nedeni bulunmaması senedin bono vasfını etkilemez. TTK. nun 688 maddesi uyarınca bonolar kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödemek vaadini ihtiva eder. Kambiyo senedi düzenlemesiyle mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu durumda dava konusu bononun teminat bonosu olduğunu iddia eden davacının bu iddiasını HUMK. nun 290. maddesi uyarınca yazılı delille kanıtlaması gerekmektedir. Mahkemece bu yönler gözetilmeksizin ispat külfetinin tayininde hataya düşülerek somut olaya uygun olmayan gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin reddine, 2 nolu bentte belirtilen nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, davalı peşin harcının istek halinde iadesine, 06.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy