(818 S. K. m. 31/1)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tesbit, istirdat ve tazminat davalarının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı her üç davanın da reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince duruşmalı, davalı vekili tarafından da duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili Av. H. Yüksel ile davalı vekili Av. H. Erol'un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin
..
.. Cad. No: 12 Kuruçeşme adresindeki taşınmazı 10.3.1999 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile 5 yıllığına davalıdan kiraladığını ve kiralanana (mecura) bir takım masraflar yaptığını, ancak davalının mecurun tamamının maliki olmadığı gibi, kiralanan yerin yanındaki bahçenin mülkiyetinin de Vakıflar İdaresine ait olduğunun sonradan ortaya çıktığını, taşınmazı birinci sınıf tesis haline dönüştürmek için Turizm Yatırım Belgesi alındığını, bu aşamada kiralanan yer hakkında yıkım kararı bulunduğunu öğrendiklerini, davalının haksız ve kötü niyetli bu davranışları nedeniyle zarara uğradıklarını belirterek asıl davada 10.3.1999 tarihli kira sözleşmesinin mutlak butlanla geçersiz olduğu ve kira borçlarının bulunmadığının tespitini, birleşen davalarda ise mecurda yapılan tadilat ve dekorasyon masraflarının tazmini ile geçersiz sözleşmeye dayalı olarak davalıya ödenen-kira bedellerinin istirdadını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, asıl ve birleşen davalara karşı verdiği cevap dilekçesinde, bir yerin kiraya verilebilmesi için kiraya verenin malik olmasına gerek olmadığını, müvekkilinin kiraya verilen taşınmazın 1/2'sinin maliki olduğunu, kira sözleşmesi boyunca davacıyı kimsenin rahatsız etmediğini, Vakıflar İdaresine ait olan bahçe için müvekkilinin idareye ecrimisil ödediğini, kiralanan yerin, ses kayıt stüdyosu, şirket merkezi ve kafeterya olarak kiralandığını tam ve mükemmel kullanıma hazır şekilde davacıya teslim edildiğini, hususi şartlar bölümünde mecurun üçüncü derece tarihi eser niteliğinde olduğunun belirtildiğini, yıkım kararı ile ilgili olarak davacının rahatsız edilmediğini bu engellerin hiçbirinin taşınmazın kiralanmasının esas amacının yerine getirilmesine engel olmadığını, davacının mecuru kiralama amacına aykırı şekilde disco-restaurant olarak çalıştırmak istediğini, bunun için ruhsat alamadığını belirterek asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre davalının kiraya verilen taşınmazın 1/2'sinin maliki olduğu, kira sözleşmesi yapılabilmesi için malik olma şartı bulunmadığı, kira sözleşmesinde kiralananın kullanım amacına uygun tam ve mükemmel olarak kullanıma hazır şekilde teslim edildiğinin yazılı olduğu, Vakıflar İdaresinin davacının kullanımı ile niza çıkardığı konusunun iddia ve ispat edilemediği fesih tarihine kadar kiracının mecuru kira sözleşmesinde yazılı kullanım amacına uygun biçimde kullanımına engel olunmadığı, 2.8.1994 tarihinde projeye aykırılıktan dolayı mecur hakkında yıkım kararı alınmışsa da bu kararın, davacının kira sözleşmesini fesih ettiği 5.1.2001 tarihinden ve dava da açıldıktan sonra infaz edildiği, davacının yıkım kararını 1.9.1999 tarihinde öğrendiği, bu tarihten itibaren bir yıl içinde hile iddiasını karşı tarafa bildirmemek suretiyle B.K.nun 31/1. maddesi uyarınca akde icazet vermiş sayılacağı, taşınmazda su, doğalgaz ve elektrik sistemlerinin mevcudiyeti sebebiyle abonelik konusunda da bir imkansızlıktan söz edilemeyeceği kira sözleşmesinin mutlak butlanla geçersiz olduğu yolundaki iddianın mevcut deliller karşısında doğru görülmediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Sonuç: Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle hakimlik mesleğinin gerektirdiği bilgi ve tecrübeyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulması HUMK. nun 275.maddesi hükmüne aykırı ise de anılan usul hatasının hüküm sonucuna etkili olmamasına göre, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, vekilleri Yargıtay duruşmasında hazır bulunan taraflar yararına takdir edilen 375.-YTL. duruşma vekalet ücretinin birbirlerinden alınarak yekdiğerine ödenmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenlerden davalıdan alınmasına, davacının fazla ödediği peşin harcının istek halinde iadesine, 18.02.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy