(2004 S. K. m. 138/II, 142, 264/son, 268/1)
Öte yandan davacının açtığı itirazın iptali davasının Adana Ticaret Mahkemesi'nce 28.11.2001 günü 30.661.852.789.-TL asıl alacak üzerinden kabulü ile dava dışı borçlunun bu miktara ilişkin itirazının iptaline karar verilmiş olmakla davacı yanın ihtiyati haczinin belirtilen gün ve miktarda kesin hacze dönüştüğünün gözden kaçırılması da İİK'nun 264/son maddesine aykırıdır. İİK'nun 138/II'inci maddesine göre, sıra cetveline esas alacaklar, satış tarihine kadar işleyen faizleri ile birlikte dikkate alınacağından davanın kabulü ile sıra cetvelinin iptaline karar verilmek gerekirken davanın reddinde isabet görülmemiştir.
Dava: Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı B'den alacaklı olduğunu, borçluya ait iki adet taşınmazın satışından sonra düzenlenen iki adet sıra cetvelinde alacakları hesaplanırken işlemiş faizlerin dikkate alınmadığını bildirerek sıra cetvelinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı yanın ihtiyati hacizlerinin kesinleşmediğini, bu nedenle faiz hesaplanmasının doğru olmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İcra Mahkemesi'nce yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre ihtiyati haciz aşamasında bulunan bir takip dosyasında faiz hesaplanmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı banka vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık, davacı alacağının sıra cetveline alınırken işlemiş faizin hesaba katılıp katılmayacağı noktasındadır.
İİK'nun 268/1'inci maddesine göre, ihtiyaten haciz kesin ( icrai )hacze dönüşmeden önce, aynı mal üzerine bir diğer alacaklı tarafından kesin haciz konulursa, ihtiyati haciz sahibi bu hacze kendiliğinden ve muvakkaten iştirak eder.
Somut olayda davacının ihtiyati haczi 17.12.1999 tarihli olup, aynı taşınmaz1ar üzerine davalı yanca 06.01.2000 tarihinde ihtiyati haciz konmuş; davalının ihtiyati haczi 18.01.2000 tarihinde kesin hacze dönüşmüştür. Anılan yasa hükmü gereğince davacının ihtiyati haczi davalının kesin haczine muvakkaten iştirak etmelidir. Yasanın iştiraki muvakkat ( geçici )olma şartına bağlamasının doğal sonucu, davacının ihtiyati haczinin malın satışına kadar kesin hacze dönüşmesi gerekliliğidir.
Öte yandan davacının açtığı itirazın iptali davasının Adana Ticaret Mahkemesi'nce 28.11.2001 günü 30.661.852.789.-TL asıl alacak üzerinden kabulü ile dava dışı borçlunun bu miktara ilişkin itirazının iptaline karar verilmiş olmakla davacı yanın ihtiyati haczinin belirtilen gün ve miktarda kesin hacze dönüştüğünün gözden kaçırılması da İİK'nun 264/son maddesine aykırıdır.
İİK'nun 138/II'inci maddesine göre, sıra cetveline esas alacaklar, satış tarihine kadar işleyen faizleri ile birlikte dikkate alınacağından davanın kabulü ile sıra cetvelinin iptaline karar verilmek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddinde isabet görülmemiştir.
Kabul şekli itibariyle, davacı bankanın harçtan muaf olduğu gözden kaçırılarak peşin harcın iadesine karar vermek gerekmekte ise de, bozma şekline göre bu husus ayrıca bozma nedeni yapılmamıştır.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 16.12.2004 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy