(818 S. K. m. 53)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalılardan Selahattin Bilgin vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belirli günde davacılar vek. Av. Kezban Hatemi gelmiş, davalı Selahattin Bilgin vekili Mahmut Z. Hamzaoğlu'na çıkarılan tebligatın adreste tanınmadığından bahisle bila tebliğ iade edildiği anlaşıldığından ve davacı vekili de incelemenin evrak üzerinde yapılmasını talep ettiğinden temyiz incelemesinin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Dava, keşidecisi Nemzur Ayda Özer, lehdarı Nevzat Özer hamili Selahattin Bilgin olan ve nakden düzenlenen 31.5.1994 tanzim, 31.1.1996 vadeli 80.000.000.000. TL. lık bono ile borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, Selahattin Bilgin'in 1993 yılında Nevzat Özer'in yanında sigortalı olarak çalıştığını, işten ayrıldıktan sonra dava konusu bono ile icra takibine geçtiğini, bononun sahte olduğunu, bu iddia ileri sürülünce de sair davalıların şahit olarak imzasının bulunduğu sahte bir protokol ibraz edildiğini, bono lehtarı Nevzat'ın Alzheimer hastası olduğunu, evli olan lehtar ile keşideci arasında böyle bir senet düzenlenmesinin makul izahı bulunmadığını, senetteki keşideci ve ciranta imzalarının müvekkillerine ilişkin olduğu sonucuna varılsa bile senet içeriğinin yine sahtecilik eylemi sonucunda oluştuğunu ve müvekkillerini bağlamayacağını iddia etmiştir.
Davalı Selahattin Bilgin vekili, müvekkili ile Nevzat Özer'in çimento ve inşaat malzemesi alım-satımı ile uğraştığını, Nevzat ile Beton santrali kurma konusunda anlaştıklarını, Yalova'da arazi kiralandığını, müvekkilinin eşinden-dostundan para topladığını ve elindeki birikimleri de Nevzat Özer'e verdiğini, Nevzat Özer'in ortakları ve kardeşleri ile aralarının açıldığını, tüm mal varlığını eşi Nemzur Ayda Özer'e bırakıp boşandığını, tüm yetkiler eşinde olduğundan aldığı para karşılığı eşinin keşidecisi olduğu bonoyu müvekkiline ciro ettiğini, 2.10.1996 günlü protokol ile de keşideci tarafından borcun kabul edildiğini, İcra Tetkik Merciince senetteki imzaların davacıların eli ürünü olduğunun saptandığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Kartal Ağır Ceza Mahkemesinde davalılar hakkında sahte evrak tanzimi suçundan açılan dava sonunda, Adli Tıp Kurumu raporuyla bonodaki imzaların davacılar keşideci ve lehtara ilişkin olduğu saptandığından, suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle sanıkların (davalıların) beraatına karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre davalı hamil Selahattin Bilgin'in başka bir olayda sahtecilik suçundan sabıkası bulunduğu, senet miktarı itibariyle taraflar arasındaki ilişkiye göre senedin davacılar tarafından davalıya verilmesinin mümkün olmadığı, senedi ciro eden lehtarın o tarihte Alzheimer hastalığı dolayısı ile ehliyetsiz olduğundan sorumluluğu bulunmadığı, haksız fiil iddiasında senede karşı senetle ispat kuralının cari olmadığı, hayatın olağan akışı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetildiğinde davacıların bu bono ile davalı Selahattin Bilgin'e borçlu olmadığının tespitine, kötü niyetli olarak takip yapan Selahattin Bilgin'in %40 tazminata mahkum edilmesine karar verilmiş, hüküm davalı Selahattin Bilgin vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, imza inkarı, ehliyetsizlik ve sahtecilik iddialarına dayanılarak açılmıştır.
Her ne kadar, senetteki imzaların davacılara ilişkin olmadığı ve imzalı boş kağıdın sahtecilik eylemiyle senet haline dönüştürüldüğü iddia edilmiş ise de, gerek İcra Mahkemesinde, gerek Ağır Ceza Mahkemesinde, gerekse bu davada yaptırılan imza incelemeleri sonucu dava konusu bonodaki imzaların davacılar keşideci Nemzur Ayda Özer ile lehtar (ciranta) Nevzat Özer'in eli ürünü olduğu belirlendiği gibi, Ağır Ceza Mahkemesi kararıyla da, senette sahtecilik suçunun unsurlarının bulunmadığı, uyuşmazlığın hukuki nitelikte olduğu belirlenmiştir. BK.nun 53. maddesine göre, kesinleşen Ceza Mahkemesi kararıyla saptanan maddi olgular hukuk hakimini bağlar.
Öte yandan, lehtar (ciranta) Nevzat Özer'in senedi ciro ettiği tarihte ehliyetsiz olduğuna ait araştırma yapılmaması ve bu konuda bir rapor alınmamış olması karşısında Alzheimer hastası olup hukuki ehliyeti bulunmadığı yolundaki mahkeme gerekçesi de yerinde değildir. Esasen hukuki ehliyeti bulunmayan bir kişinin dava açamayacağı da kuşkusuzdur.
Kaldı ki, haciz sırasında imzası inkar edilmeyen belge ile borcun ödeneceği taahhüt ve kabul edilmiştir. Bu belgenin metin kısmının sırf satır aralarının açık olması, sonradan ve anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu kabule yeterli görülemez.
Ayrıca, yargılama sırasında ölen davacı Nevzat Özer mirasçılarının karar başlığında gösterilmemesi ve Selahattin Bilgin dışındaki üç davalı ile ilgili hüküm kurulmaması da usule aykırıdır.
Mahkemece bu yönler gözetilmeden eksik inceleme sonucu yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istem halinde iadesine, 11.03.2005 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy