(2004 S. K. m. 72)
Taraflar arasındaki istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili, davalının müvekkili hakkında bonoyu dayanak yaparak icra takibine giriştiğini, borçlu olunmadığı halde icra tehdidi altında 1.894.290.890.TL. ödeme yapıldığını, icra takibine dayanak bononun davacı tarafından dava dışı M. K.' dan alınan mal karşılığı verilen, borçlu kısmı M. K. tarafından yazılan davacı tarafından imzalanan diğer kısımları boş olan, bedeli ödendiği halde sağlık sorunları nedeniyle M. K.'dan iade alınmayan bono olduğunu M. K. varislerinden veya elemanlarından gayri kanuni yollarla ele geçirilen ve icra takibine konu bono olduğunun icra dosyası kapandıktan sonra öğrenildiğini belirterek, davalıya borçlu olunmadığı halde ödenen paranın ödeme tarihlerinden işleyecek yasal faizi ile istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacıya patates sattığını, mal bedeli karşılığı olarak davaya konu senedi davacının verdiğini, İcra takibinin patatesin satım tarihindeki bedeli tutarında olmak üzere anlaşma ile sonuçlandırıldığını bildirerek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, tanık beyanları, Adli Tıp Kurumu raporları, icra dosyaları, toplanan delillere göre, davalının haksız olarak ele geçirilip icra takibine konu ettiği bono nedeniyle davacıdan haksız olarak tahsil edilen 1.894.290.890.- TL.'nin 3.3.1999 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınmasına karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Açığa senet düzenlenmesi mümkündür.
Dava konusu bonodaki imzanın davacıya ait olduğu kesinleşen icra mahkemesi kararı ile sabittir. Bononun diğer kısımları boş olarak düzenlenip sonradan anlaşmaya aykırı doldurulduğu yolundaki iddia usulen kanıtlanamamıştır. Ayrıca davanın dayanağı olan icra takip dosyasındaki davacı borçlunun imzasın da taşıyan 3.3.1999 tarihli dilekçe içeriğinden tarafların dava konusu alacakla ilgili olarak anlaşmış oldukları da görülmektedir. Ödeme ihtiyati haciz sırasında olmadığından az önce belirtilen dilekçeden de tarafların serbest iradeleriyle anlaşmaya vardıklarının kabulü gerektiğinden borçlunun haciz tehdidi altında ödeme yaptığı iddiası dinlenemez.
Bu durumda yerinde olmayan davanın reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 10.3.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy