(818 S. K. m. 106, 107)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı, davalı vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. Candan U. gelmiş davalılar tarafından kimse gelmemiş olduğundan onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalılar arasında imzalanan protokol ile Skalanova Ltd.Şti'ne ait "A grubu Seyahat Acentası" işletme belgesinin devrinin kararlaştırıldığını ve devir bedeli olarak 17.000.000.000.TL ödemede bulunduklarını, davalı tarafın belgeyi devirden kaçındığı gibi aldığı bedeli de iade etmediğini, alacağın tahsili için yapılan icra takibine itiraz edildiğini iddia ederek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalılar savunmalarında: davalı Osman Hilmi Ö.'in sözleşmeyi şirketi temsilen imzalaması nedeniyle davada taraf olamayacağını, davacıya devir işlemlerini yapması için 31.12.2002 tarihine kadar geçerli vekaletname verildiğini, bu nedenle akit sona ermeden talep ve dava açılamayacağını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının akdi fesih etmeden zamansız dava açtığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
BK'nun 106. maddesine göre karşılıklı taahhütleri havi olan bir akitte iki taraftan biri mütemerrid olduğu takdirde diğeri borcun ifa edilmesi için munasip bir mehil tayin veya münasip bir mehilin tayinini hakimden isteyebilir.
Aynı Yasanın 107/3. maddesi ise; Akdin hükümlerine göre borç tayin ve tespit edilen bir zamanda veya muayyen bir mehil içinde ifa edilmek lazım geliyorsa mehil tayinine lüzum yoktur hükmünü içermektedir.
Somut olayda; taraflar arasında düzenlenen sözleşmede A grubu Seyahat Acentası İşletme Belgesinin en geç 30.9.2002 tarihinde devri öngörülmektedir. Davalı şirket tarafından verilen vekaletnamenin 31.12.2002 tarihine kadar geçerli olması yukarıda sözleşmede yazılı olan devire ilişkin sürenin uzatıldığı anlamına gelmez. Bu durumda, davalının sözleşme ile üstlendiği edimini yerine getirmediğinden, davacının akdi fesih yetkisinin bulunduğunun kabulü gerekir.
Öte yandan, davacının icra takibine girişmesi akdin feshi iradesini ortaya koyduğundan, davacının ödediği parayı geri istemeye hakkı bulunduğu gözetilmeden yazılı şekilde davanın reddi doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının temyiz itirazlarının reddine, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 400.00.YTL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.05.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy