(2004 S. K. m. 72) (1086 S. K. m. 388)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı vekili, davalının bankaya tahsile verdiği 18.4.2001 ve 25.4.2001 tanzim tarihli 30.12.2001 vadeli 30.400 DM'lik ve 52.050 DM'lık iki bononun, müvekkilinin yönetim kurulu başkanı olduğu şirketin borcuna karşılık verildiğini, ancak davalının bonolara şirket kaşesini basmadığını ve sanki müvekkilinin şahsi borcu imiş gibi hareket ettiğini belirterek müvekkilinin borçlu olmadığının tesbitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava konusu bonoların şirketin borcu için değil şahısların borcu için verildiğini, bonolar karşılığı bonolarda keşideci olan kişilere ödünç para verildiğini beyanla davanın reddini ve tazminata hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre bonoların şirketin borcu için verildiği ve şirket kaşesinin davalı tarafından bilerek basılmadığı yolundaki iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine %40'dan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle bonolarda gerçek kişilerin adının yazılı olup, şirketin borçlu olduğunu gösteren bir kayıt bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- HUMK.nun 388. maddesinin son fıkrasında hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer birer açık şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir hükmü bulunmaktadır.
Dava konusu edilen bonolar yabancı para üzerinden düzenlenmiş olup dava, bonoların icra takibine konulmasından önce açılmış ve bonoların icra takibine konulmaması için ihtiyati tedbir kararı verilmiştir. Mahkemece İİK.nun 72/4. maddesi uyarınca verilen ihtiyati kararı nedeniyle davalı alacaklının alacağını geç almasından dolayı tazminata hükmedilmiştir.
Yabancı para alacağına ilişkin davalarda tazminata Türk parası olarak hükmedilmesi gerekir. Somut olayda tazminata Türk parası olarak hükmedildiği yazılı olmadığı gibi tazminatın kesin miktarı da belirtilmeden (%40'dan aşağı olmamak üzere denilerek) infazda tereddüt yaratacak biçimde hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.06.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy