(V 19 nolu Tebliğ m. 26) (1086 S. K. m. 222, 275)
Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen REDDİNE yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av.Hamdi Yasaman ile davalı vek.Av.Ahmet Kurutoğlu vek.Av.Belgin Özersin'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar
Davacı vekili, dava dışı Orbay Sabri Tuna'nın Yön Menkul Kıymetler Ltd.Şti. isimli acenta kurduğunu açıklayarak çalışmalara başladığını, açılışa davalı aracı kurumun yatırım uzmanı Ayşe Teker isimli şahsın katılarak borsanın işleyişi hakkında bilgi verdiğini acentanın hergün dört saat boyunca davalı aracı kurum ile telefon bağlantısı kurup İMKB deki seansları dinlettiğini, davalı aracı kurumun uzmanın gelmesi ve davalı ile telefon bağlantısı yapılmasının acentaya güven duyulmasını sağladığını, bu nedenle Orbay Sabri Tuna'ya 4.100.000 adet Yapı Kredi Bankası hissesi alımı için 26.1.1996 tarihinde 14.145.000.000.-TL. ödendiğini, Orbay Sabri Tuna'nın tüm hisse senetlerini satarak yurt dışına kaçtığını müvekkilinin parasını ve hisse senetlerini alamadığını, izinsiz acenta olarak çalışan Yön Menkul Kıymetler Ltd. Şti.nin faaliyetine bilerek göz yuman davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek 4.100.000 adet Yapı Kredi Bankası hisse senedi ile 26.1.1996 tarihinden dava tarihine kadar yapılan bedelli ve bedelsiz sermaye artırımlarında söz konusu hisse senetlerine terettüp eden bedelli ve bedelsiz hisse senetleri ile birlikte aynen iadesini, kar payına terettüp eden kısmın reeskont faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı vekili, davacının iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, davacının dilekçe ekinde nereden ve ne şekilde geldiği belli olmayan bir parayı, elden ödediğine dair her zaman düzenlenebilecek 26.1.1996 tarihli bir makbuz fotokopisi ibraz ettiğini, 1996 tarihi itibari ile oldukça büyük bir meblağ olan paranın elden adi bir makbuz mukabilinde teslim edilmesinin düşündürücü olduğunu, acenta olarak addedilen şirketin müvekkilinin acentası olmadığı, iddia, edilen paranın kayıtlarında yer almadığını, altı yıl sonra dava açılmasının belgenin sonradan düzenlendiğini ortaya koyduğunu davacının belirttiği 26.1.1996 tarihinde hisse girişi ve hisse alımı yapılmadığını, tam aksine hisse satışı yapıldığını, bunun da davacının iddiasının gerçek dışı olduğunu ortaya koyduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre davalının, Orbay Sabri Tuna ve Yön Menkul Kıymetlerin faaliyetlerini takipte gerekli özeni göstermediği Orbay Sabri Tuna'nın davalının acentası gibi işlem yaptığı, davalının bu şahsın acenta gibi hareket ettiğini bilmediğini veya acentası olmadığını savunmasının doğru olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne 4.100.000 adet Yapı Kredi Bankası hisse senedinin aynen davacıya iadesi ile bu hisse senetlerine terettüp eden 23.171.150 adet bedelli ve 362.355.696 adet bedelsiz olmak üzere toplam 389.626.846 adet Yapı Kredi Bankası hisse senetlerinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kar payı talebinin REDDİNE karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
SPK aracılık faaliyeteri ve aracı kuruluşlara ilişkin esasları düzenleyen seri V 19 nolu tebliğin 26.mad. uyarınca, aracı kurumların, yeterli denetim yapmamaları halinde aracı kurumun acentası gibi işlemlerde bulunan kişi veya kurumların bu işlemlerinden dolayı hukuken sorumlu oldukları Dairemizin yerleşik içtihatlarıyla da kabul edilmektedir.
Ancak, somut olay bakımından uyuşmazlık, davacı tarafından ibraz edilen ve davanın dayanağı olan 26.1.1996 tarihli "alındı belgesi" başlıklı belge ile 24.1.1996 tarihli "sözleşmedir" başlıklı belgenin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı, başka bir ifadeyle hayali bir alacak için sonradan düzenlenip düzenlenmediği noktasında toplanmaktadır.
Davalı vekili savunmalarında; anılan belgelerin her zaman düzenlenebilecek belgelerden olduğunu, son teknolojik gelişmelere göre yazı ve imzayı oluşturan mürekkebin kimyasal analizi ile yaş tayininin yapılabileceğini, davacının da içinde bulunduğu hayali alacaklılar hakkındaki ceza soruşturmasının halen devam ettiğini, 26.1.1996 tarihinde hisse senedi girişi ve alımı olmadığını, davacının iddia ettiği hisse senedi alımının 24.1.1996 tarihinde Orbay Sabri Tuna adına yapıldığı ve 2 gün içinde bedeli ödenmediğinden hisse senetlerinin 13.530.000.000.-TL.'ye satıldığını, davacının iddia ettiği gibi yatırılan para ile kendi adına hisse senedi alınmadığını, ödendiği iddia edilen hisse senedi bedeli ile bu hisse senetlerinin işlem tarihindeki değerinin de örtüşmediğini belirterek bu yönler üzerinde araştırma ve inceleme yapılmasını talep etmiştir.
Dosyaya sunulan 2.12.2005 tarihli Adli Tıp Vakfı Başkanı Prof. Dr. M.Fatih Yavuz tarafından imzalanan görüş yazısında; son yıllarda gelişen teknikler de göz önüne alındığında, yazı ve imzayı oluşturan mürekkebin kimyasal analizi ile yarılanma ömrünün belirlenmesi sonucu yaş tayini, imzanın bulunduğu belgedeki yazı ve imzanın yerleşim ilişkisi ve imzada zamana bağlı olarak meydana gelen değişikliklerin değerlendirilmesi gibi yöntemlerle yazı ve imzada zaman belirlemesinin mümkün olabildiği belirtilmiştir.
Öte yandan, birinci bilirkişi ek raporunda 24.1.1996 tarihinde Orbay Sabri Tuna adına hisse senedi alınıp, bedeli ödenmediğinden 26.1.1996 tarihinde satıldığı ve davalının sorumluluğunun bulunmadığı belirtildiği halde, ikinci bilirkişi raporunda bu alım satım işleminden söz edilmemiş ve sonuç itibariyle davalının sorumlu olduğu yönünde görüş bildirildiğinden bilirkişi raporları arasında çelişki doğmuştur.
Bu durumda mahkemece yukarıda belirtilen yöntemlerden yararlanılarak dava konusu alındı belgesi ve sözleşme nin düzenlendiği tarihin saptanması yönünden Adli Tıp incelemesi yaptırılması, savunmada sözü edilen ceza soruşturmasının akibetinin araştırılması, bilirkişi raporları arasındaki yukarıda değinilen çelişkinin giderilmesi, paranın ödendiği iddia edilen tarih itibariyle dava konusu hisse senetlerinin toplam bedelinin ödendiği iddia edilen parayla örtüşmemesi nedeninin irdelenmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, bu yönler üzerinde durulmaksızın eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 450.00.-YTL. duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 09.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy