(818 S. K. m. 487) (2004 S. K. m. 45) (4721 S. K. m. 887)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı banka vekili, müvekkili banka ile dava dışı Ş. Şimşek arasında yapılan tarımsal kredi sözleşmesini davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzalayıp taşınmazını ipotek ettirdiğini, kredi borcunun ödenmemesi üzerine yapılan icra takibinin davalının haksız itirazı sonucu durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, %40 tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, asıl alacak miktarının sözleşme ve ödeme emrinde farklı yazıldığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda takip tarihi itibarıyla asıl alacak miktarının 20.009.973.433.-TL. sı, takip tarihine kadar işlemiş olan faiz miktarının 58. 141.887.580.-TL. sı toplam alacağın ise 78.151.861.013.-TL. sı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, toplam 81.509.650.217.-TL.'ye itirazın iptaline, asıl alacak 20.009.973.433.-TL.'ye takip tarihinden itibaren değişen oranlarda yasal faiz uygulanarak takibin devamına, %40 icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporu yeterli araştırma ve incelemeyi içermediği gibi, Yargıtay denetimine de elverişli değildir.
Davalının sorumlu tutulduğu borcun dayanağı 83.295.000.000.-TL. limitli ipotek ve ayrıca 12.420.000.000.-TL. limitli müteselsil kefalet akitleridir. Davalı, dava dışı Ş. Şimşek'in davacı bankadan aldığı tarımsal krediye hem ipotek vererek hem de kefil olarak yukarıda belirtilen limitlerle teminat vermiştir. İpoteğin, kefaletin değil, kredinin teminatı oluğu ipotek akdi içeriğinden anlaşılmaktadır.
BK.nun 487. maddesi uyarınca, kefil, borçlu ile beraber müteselsil kefil ve müşterek müteselsil borçlu sıfatıyla veya bu gibi diğer bir sıfatla borcun ifasını deruhte etmişse alacaklı asıl borçluya müracaat ve rehinleri nakde tahvil ettirmeden evvel kefil aleyhinde takibat icra edebilir. Bu durumda mahkemece, kefalet limiti ve kefilin kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarıyla sınırlı olarak davalı aleyhine ilamsız icra takibi yapılabilirse de, mevcut ipotek karşısında bunun dışında kalan borcun İİK. nun 45. maddesi uyarınca ancak rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip edilebileceği ve ipotek verenin borçtan şahsen sorumlu olmaması nedeniyle TMK. nun 887. maddesi hükmünün uygulanması gerektiği gözetilerek konusunda uzman bir bilirkişiye banka kayıtları üzerinde ayrıntılı inceleme yaptırılıp Yargıtay denetimine elverişli rapor alındıktan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken bu yönler üzerinde durulmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı lehine BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının tüm, davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy