(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 101)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, satıştan kaynaklanan alacağın tahsili için girişilen icra takibine yönelik kısmi itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
Davalı vekili, davacının haksız olarak vade farkı tahakkuk ettirdiğini, müvekkilinin borcu olmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne, 15.11.2001 takip tarihi itibariyle 7.690.276.478.TL asıl alacak 2.580.505.039.TL vade farkı olmak üzere toplam 10.270.781.517.TL alacağa takip tarihinden itibaren reeskont faizi işletilmek suretiyle takibin devamına, takipten sonra kısmi ödeme yapıldığı anlaşılmakla 6.3.2002 tarihi itibariyle mahsuptan sonra 1.500.000.000.TL asıl alacak 2.580.505.039.TL vade farkı olmak üzere toplam 4.080.505.039.TL'nın takibe esas alınmasına alacak likit olmadığı için icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-) Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-) İcra takibine kısmen itiraz edilmiş olduğu halde mahkemece kısmi itiraz gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması ve buna göre hatalı vekalet ücreti takdiri doğru değildir. Öte yandan yerel mahkeme gerekçesinde taraflar arasında sözleşme ya da teamül bulunmadığından vade farkı istenemeyeceğini belirtmekle birlikte faturalardaki kaydın faiz olarak değerlendirilebileceğini açıklamak suretiyle takipten önceki dönem için işlemiş faize hükmetmiş ancak hüküm kısmında bunu da vade farkı olarak belirtmiştir. Faturalarda belirtilen vade farkı muacceliyet tarihini gösterir ayrıca faturaya yazılı faiz oranı tek başına taraflar arasında faiz konusunda bir anlaşma yapılmış olduğunun kabulüne olanak vermez. BK.nun 101. maddesi uyarınca temerrüt tarihi taraflarca müttefikan kararlaştırılmış olmadıkça borçlu alacaklının ihtarı ile temerrüde düşer.
Somut olayda, borçlunun takipten önce bu şekilde temerrüde düşürüldüğü kanıtlanamadığından işlemiş faize de hükmedilemez. Mahkemece bu yönlerin gözetilmemiş olması diğer bir bozma nedenidir.
3-) Davacı vekilinin temyizine gelince;
Cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacak likit olduğundan, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile bu yöndeki talebin reddinde isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı yararına, 3 nolu bentte gösterilen nedenlerle davacı yararına hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 15.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy