(6762 S. K. m. 116) (1086 S. K. m. 309)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. E. Y. ile davalı vek. Av. H. Düzyol'un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalı şirketin 30.5.2000 tarihli sözleşme ile bayileri olduğunu, ödemelerdeki aksama nedeniyle 1.4.2002 tarihinde ihtar keşide olunduğunu, ihtara uyulmaması üzerine 23.5.2002 tarihli ihtar ile akdin fesih olunduğunu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itiraz edildiğini iddia ederek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında davacı ile aralarında bayilik sözleşmesi bulunmadığını, ticari ilişkide satın aldıkları malın bedelini ödediklerini, borçları olmadığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında bayilik sözleşmesine göre, satın aldığı malın bedelini belirlenen vadede ödemeyen davalının davacıya vade farkı borcu bulunduğu gerekçesiyle benimsenen bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, vade farkı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalı icra takibine karşı itirazında icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz etmiş, davaya verdiği cevabında icra takibinin yetkisine itiraz ile birlikte mahkemenin yetkisine ve borca itiraz etmiştir.
Davacı alacağının dayanağı olarak 30.5.2000 tarihli sözleşmeyi göstermiştir. Ancak davalı bu sözleşmedeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olmadığını ve taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığını da ileri sürmüştür.
Bu durumda, sözleşmede kararlaştırılan yetki kuralının, takip hukuku ve dava açısından ayrıca vade farkı talebinin geçerliliği yönünden öncelikle 30.5.2000 tarihli sözleşmedeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olup olmadığı ve davalıyı bağlayıcılığı üzerinde durulmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 450,00.YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy