(818 S. K. m. 38)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin Antalya Bölge Bayisi olduğunu, taraflar arasında Bayilik ve ek sözleşme imzalandığını sözleşmelerde geç ödeme halinde vade farkı uygulanacağının kararlaştırıldığını, davalının müvekkiline olan borçlarını sürekli olarak geç ödediği gibi keşide ettiği çeklerin de karşılıksız çıktığını, müvekkilinin asıl alacak ve vade farkı olmak üzere davalıdan toplam 16.518.920.183.-TL. alacaklı olduğunu belirterek bu miktarın faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili taraflar arasındaki hesap mutabakatı uyarınca müvekkilinin davacıya toplam tutarı 8.236.346.-TL. tutarında (7) adet çek keşide edip çeklerin icra kanalı ile davacı tarafından tahsil edildiğini ayrıca davacıya iade edilmek üzere müvekkilinin elinde 1.321.320.423.-TL. tutarında mal olup davacının teslim almasını beklediklerini, böylece müvekkilinin herhangi bir borcu kalmadığını taraflar arasındaki sözleşmede vade farkına ilişkin bir hüküm bulunmadığını öne sürerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılıma sonucunda taraf defterlerinin kapanış kaydı olmadığı için lehlerine delil teşkil etmeyeceği taraflar arasında vade farkına ilişkin bir anlaşma olmadığı gibi bu konuda bir teammül de bulunmadığı, davalının elinde davacıya iade edilmek üzere 1.321.420.423.-TL tutarında mal olduğunu kabul ettiği gerekçesi ile davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında akdedilen ek sözleşmenin 3. maddesinde vade aşımı halinde günlük %03 oranında vade farkı uygulanacağı öngörülmüştür. Bu durumda yerel mahkemenin taraflar arasında vade farkına ilişkin bir sözleşme bulunmadığı yönündeki gerekçesi isabetsizdir. Öte yandan 10.7.1999 tarihli Hesap Mutabakatı başlıklı belgede davacı şirket adına imza atan dava dışı Rebii Bozdan'ın davacı şirketin yetkili temsilcisi olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece bu yönler üzerinde durularak tüm deliller birlikte değerlendirilip uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma biçimine göre öteki yönlerin şimdilik incelemesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 01.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy