(818 S. K. m. 493, 494) (2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. Rüştü Kırmacıoğlu ile davalı vek. Av. Haldun O.Berkin'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davalı bankanın Antalya Şubesi ile dava dışı kredi borçlusu MBT Turizm Pazarlama San ve Tic. A.Ş. arasında imzalanan 19.11.1999, 15.12.1999, 21.4.2000, 26.6.2000 ve 8.11.1999 tarihli toplam 420.000.000.000.-TL.'lik ve 70.000. DEM'lik genel kredi sözleşmelerinin davacı Gimsa Gediz İplik Mensucat A.Ş. tarafından müteselsil kefil sıfatı ile imzalandığı, yine davalı bankanın Antalya Şubesi ile kredi borçlusu arasında 5.1.2001 tarihli 1.750.000 Euro'luk Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı davacının bu sözleşmede kefalet imzasının bulunmadığı konularında ihtilaf bulunmamaktadır.
Davacı vekili, müvekkilinin kefili bulunduğu kredi sözleşmelerinden doğan borcun 5.1.2001 tarihli 1.750.000 Euro'luk nakdi kredi ile kapatıldığını, bankanın bu kredi ile ilgili olarak borçludan ayrıca ipotek aldığını ve ayrıca Mete Bülgün, Evrensel Erdoğan ve Gediz Gimsa Holding A.Ş.'nin kefaletlerini de aldığını, müvekkilinin kefaletinin ortadan kalktığını ve hiçbir sorumluluğu kalmadığını, bankaya gönderilen ihtarnamelerden sonuç alınamadığını belirterek bankaya verilen kefaletin hukuki sebebinin kalmadığının, kefaletin sona erdiği mali ve hukuki hiçbir sorumlulukları bulunmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının imzaladığı Genel Kredi Sözleşmelerindeki kefaletin süresiz kefalet olduğunu davacının yeni krediler için kefaletinin bulunmadığını bildirir bir ihtar göndermediğini 5.1.2001 tarihli sözleşme ile kullandırılan krediden sonra 18.5.2001 tarihinde gönderdiği ihtarnamede BK.nun 493-494. maddeleri gereği kefaletten beri kalınmasını talep ettiğini oysa kredi sözleşmelerinin 15.2/b maddesinde davacının kendisine kefaletten kurtulma imkanı veren haklarından feragat ettiğini belirterek hukuki mesnedi bulunmayan davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre davacının müteselsil kefil olarak imzaladığı kredi sözleşmelerinin 15/2/b Maddesi ile BK.nun 493 ve 494. maddeleri ile tanınmış haklardan feragat etmesinin somut olayda uygulanma imkanı bulunmadığını 5.1.2001 tarihli 1.750.000 Euro'luk sözleşmenin diğer sözleşmelerden bağımsız olduğunu ve davacının bu sözleşmede imzası bulunmadığı, anılan sözleşme ile ve bankanın kredi kapama yazısına istinaden eski sözleşmelerin sona erdiği bu nedenle davanın kabulüne dava konusu edilen 19.11.1999, 15.12.1999, 21.4.2000, 26.6.2000 ve 8.11.1999 tarihli kredi sözleşmelerinde davacının kefaletinin sona erdiğinin tespitine karar verilmiş hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davacının davadan önce davalıya gönderdiği ihtarnamelere olumsuz cevap verildiğinden davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmasına göre yerel mahkeme kararının oyçokluğuyla ONANMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 450.00.-YTL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 26.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Karşı oy:
Davacı vekili Davalı bankanın Antalya Şubesi ile dava dışı kredi borçlusu MBT Turizm Pazarlama San ve Tic. A.Ş. arasında imzalanan 19.11.1999, 15.12.1999, 21.4.2000, 26.6.2000 ve 8.11.1999 tarihli toplam 420.000.000.000.-TL.'lik ve 70.000. DEM'lik genel kredi sözleşmelerinin davacı Gimsa Gediz İplik Mensucat A.Ş. tarafından müteselsil kefil sıfatı ile imzalandığını, daha sonra davalı bankanın Antalya Şubesi ile kredi borçlusu arasında 5.1.2001 tarihli 1.750.000 Euro'luk Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, bu kredi sözleşmesi ile kefili bulunduğu sözleşmelerdeki borçların ödendiğini ve son sözleşmede müvekkilinin imzası da bulunmadığından kefaletinin sona erdiğinin tespitini talep ve dava etmiştir.
Her ne kadar yeni kredi sözleşmesinde davacının imzası bulunmamakta ise de, davacının kefili olduğu sözleşmeler belirsiz süreli ve çerçeve sözleşmeleri niteliğinde genel kredi sözleşmeleridir. Davacı bu sözleşmeleri müşterek borçlu, müteselsil kefil olarak imzalamış olup feshedildiği iddia ve ispat edilmemiştir.
Bu sözleşmelerin tecdit veya ikale yoluyla feshedildiğini kabul etmek de mümkün değildir.
Tecdit, (Novation); borcun yerine yenisinin geçmesi suretiyle eski borcun sona erdirilmesidir. Borcun yenilenmesi alacaklı ile borçlu arasında yapılacak bir sözleşme ile gerçekleşir. (Prof. Dr. F.Eren BH.Genel Hükümler 7.Bası Ekim/2001, sh. 1252-1253)Tarafların eski borç yerine geçecek yeni bir borç iradesine (niyetine-animus novandi)sahip olmaları gerekir. (Prof.Dr.K.Oğuzman Prof. Dr T..öz.sh.415; Prof. Dr. F.Eren age.s.1252-53)Tecdit niyeti anlaşma yapıldığı anda belli olmalıdır. (Oğuzman/Öz.age.sh.415 (BK. 114/1, 2)Yenileme iradesinin açık ve kesin olması gerekir. (F.Eren age.sh.1253-54)Borcun karine olarak yenilendiği kabul edilemez (BK.114/2). Davacının kefaleti doğmuş ve doğacak borçlar için verdiği de gözetildiğinde kefaletin tecdit ile sona erdiğini kabul etmek mümkün değildir.
İkale (Contrarius actus): Tarafların aralarında mevcut sözleşmeyi ortadan kaldırmaları, başka bir anlatımla daha önce aralarında yapmış oldukları bir sözleşmeden doğan alacak ve borçtan karşılıklı vazgeçmeleri olup bu amaçla yeni bir sözleşme yapmaları gerekir. (Prof. Dr. F.Eren BH Genel Hükümler C.2 5.Bası Sh. 1246)olayda ikale sonucunu çıkaracak bir hukuki işlemde yoktur.
Davacı tarafın davalı bankaya 18.5.2001 tarihinde gönderdiği ihtarname BK.nun 493-494. maddelerinin lehine uygulanmasına ilişkin olup, davalı bankanın 29/5/2001 tarihli cevabı ise kredi sözleşmesinin 15.2-b maddesi uyarınca bu maddelere dayanan haklardan feragat ettiğine, sorumluluğunun devam ettiğine ilişkindir. Yargıtay'ın kökleşmiş inançlarına göre kefilin BK.nun 493, 494. maddesinde belirtilen kendisine tanınan haklardan vazgeçmesi mümkündür. Gerek belirtilen ihtarnameler gerekse davalı bankanın 26/6/2002 tarihinde davacı yanında son kredi sözleşmesinde imzası bulunan borçlu ve kefillerine çektiği ve bu sözleşmeden kaynaklanan alacağın istenmesine ilişkin ihtarlardan ikale sonucunu çıkarmak da mümkün değildir.
Öte yandan taraflar arasında akdedilen kredi sözleşmesinin; 15.1 maddesinde ...Kefil veya kefiller, müşterinin banka'ya bu sözleşmeden veya her ne sebeple olursa olsun gerek yalnız, gerek diğer kişilerle birlikte aslen veya kefil sıfatıyla borçlandığı veya borçlanacağı (kefalet dahil) bütün meblağları müşteriye açılan ve 1. maddenin 1.1 fıkrasında yazılı maddesinde yazılı kredi miktarına kadar müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak üslenir...", 15.2-g; maddesinde; Müşterinin borcu, mezkur cari hesap, müşteri lehine muvakkaten bir alacak bakiyesi gösterse dahi kefil veya kefiller taahhüdün muteber olmaya devam edeceğini kabul ederler ...
2.1 maddesinde ise;... Banka ayrıca bakiyesi sıfıra inmiş cari hesaplar ve diğer türdeki kredilerin yeniden işletilmesine müşteriye ait hesaplar arasında virman yapmaya ve açılmış borçlu cari hesaplarla diğer türdeki kredileri kapatarak dilediği limitlerle dilediği nevilerden her türde yeni kredi açmak suretiyle ve benzeri dilediği her türlü barkacılık işlemlerinde kullandırmayı... hükmü yer almaktadır.
Yukarıda açıklanan sözleşme hükümleri ve tüm dosya içeriği birlikte değerlendirildiğinden davacının imzasını havi sözleşmelerin belirsiz süreli genel kredi sözleşmeleri olup çerçeve anlaşması niteliğinde olduğu, davalının kredi borçlusuna bu sözleşmeler kapsamında cari hesap şeklinde kredi kullandırabileceği gibi yeni açacağı kredileri kullandırabileceği, kredi sözleşmeleri feshedilmeden, borcun bir noktada sıfırlanmasının davacıyı sorumluluktan kurtarmayacağı, esasen ilk kredi sözleşmesindeki borçların yeni kullandırılan kredi ile kayden ödenmiş bulunduğu ve borçlu ya da kefiller tarafından yapılmış bir fiili ödemenin de bulunmadığı, aynı kredi ile ilgili olarak verilen menkul rehnine ait yükümlülüğün açılan bu yeni kredi sözleşmesi ile sona ermeyeceğine dair yerel mahkemece verilen kararın Yargıtay'ca onanıp karar düzeltme isteğinin de reddedilmiş (Y.11.HD.nin 21/3/2005, gün ve 2004/5478-2509; 20/9/2005, gün ve 2005/8231-8418 sayılı kararları) bulunması nedeniyle davacının imzasını taşıyan kredi sözleşmelerdeki kefalet limiti ile sorumluluğunun devam ettiğinin kabulüyle yerel mahkeme kararının BOZULMASI gerektiği görüşünde olduğumuzdan sayın çoğunluğun ONAMA şeklinde oluşan kararına katılamıyoruz.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy