(818 S. K. m. 19, 20, 21)
Davacı-D. L. Elektrik San. Tic. A.ş. vek. Av. M. Y. S. ile davalı-davacı B. A.Ş. (İ. Bankası) vek. Av. A. K. arasında görülen dava hakkında İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinden verilen 30.9.2003 gün ve 1005-967 sayılı hükmün bozulmasına ilişkin Dairemizin 11.11.2004 gün ve 2025-11261 sayılı ilamına karşı davalı-karşı davacı vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı banka nezdinde bulunan gecelik faiz işlemlerinde değerlendirilen mevduat hesabındaki paradan haksız yere kesinti yapıldığını, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itiraz edildiğini iddia ederek itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı savunmasında, davacının aynı ortakların sahibi oldukları şirketler ile grup oluşturarak meydana getirdikleri mevduat havuzu ile bankanın müzayaka halinden yararlanıp yüksek oranda faiz geliri elde ettiklerini mevduata uygulanan faiz oranın gabin nedeniyle geçersiz olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir.
Karşı davacı ile davalı şirkete 84.657.424.865.- TL. borçlu olmadıklarının tespitini talep ve dava etmiştir.
Mahkemece, davacının mevduat hesabına uygulanan faiz oranının, mevcut ortalamaların üzerinde olduğu bu nedenle gabin teşkil ettiği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yerel mahkeme hükmü, Dairemizin 11.11.2004 tarih ve 2025-11261 sayılı ilamı ile somut olayda gabinin koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı karşı davalı yararına bozulmasına, karar verilmiş, davalı-karşı davacı banka süresi içinde karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Uyuşmazlık, davalı-karşı davacının savunmasına ve iddiasına dayanak oluşturan gabin koşullarının somut olay açısından gerçekleşip gerçekleşmediği ve dolayısıyla davalı-karşı davacı bankanın fazla faiz tahakkuk ettirildiği gerekçesiyle davacı-karşı davalı hesabından kesinti yapıp yapamayacağı noktasında toplanmaktadır.
O halde öncelikle gabinin tanımı ve koşullarına kısaca değinmekte fayda ve zorunluluk bulunmaktadır.
Borçlar hukukumuzun ana ilkelerinden biri olan sözleşme serbestisine BK.'nun 19,20 ve 21. maddeleri ile bir takım sınırlamalar getirilmiştir.
Gabini düzenleyen BK.nun 21. maddesinde; "Bir sözleşmede edimler arasında açık bir nispetsizlik bulunduğu takdirde, eğer gabin zarara uğrayan tarafın müzayaka halinde bulunmasından veya külfetinden yahut tecrübesizliğinden yararlanmak suretiyle meydana getirilmiş ise, zarar gören taraf bir yıl içinde sözleşmeyi feshettiğini beyan ederek verdiği şeyi geri alabilir" hükmü yer almaktadır. Madde hükmünden hareketle gabin'i şu şekilde tanımlayabiliriz.
Gabin, tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, taraflardan birisinin diğer tarafın müzayaka halinden (zor durumda, sıkıntı ve darlık içinde kalmasından), tecrübesizliğinden veya hiffetinden (düşüncesizlik ve uçarılık) yararlanmak suretiyle aşın bir menfaat elde etmesi, edimler arası bir dengesizlik yaratması demektir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 24.1.1973 T. ve 1971/1-376 E., 24 K. Sayılı kararında aynen şunlar söylemiştir. "Gabin, dar ve zor durumda kalmalarından ötürü sözleşme yapmaya sürüklenmiş kişileri korumak ve zayıfı güçlüye ezdirmemek için daha çok sosyal amaçlarla kabul edilmiş bir müessesedir.
Görüldüğü gibi gabin'in biri objektif diğeri de sübjektif olmak üzere iki koşulu bulunmaktadır.
Bir sözleşmenin edimleri arasındaki aşın oransızlık objektif unsuru oluşturmaktadır.
Aşırı oransızlığın karşı tarafın özel durumundan yani müzayaka veya hiffeti ya da tecrübesizliğinden bilerek yararlanması sonucu doğması gerekir ki buna da sübjektif şart denmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 5.2.1969 tarih, ve 66/1-263/90 sayılı kararında da açıkça belirtildiği gibi "Gabin vardır diyebilmek için, objektif şart ile birlikte sübjektif şart teşkil eden müzayaka veya hiffet veyahut tecrübesizlik hallerinden birinin dahi bulunması ve alıcının bu durumu bilmesi ve ondan faydalanması, diğer bir deyimle karşı tarafın durumunun istismar etmesi lazımdır.
Davalı-karşı davacı banka vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde, davacı-karşı davalının dava dışı başka şirketler ile birlikte grup oluşturup, grup faizinden yararlanmak suretiyle yüksek faiz geliri elde etmek için, ekonomik kriz nedeniyle müzayaka halinde bulunan banka ile gecelik faiz anlaşması yaptığını, bu sözleşmenin gabin ahlaka ve hukuka aykırı olması nedeniyle geçersiz olduğunu İleri sürmüştür.
Bu durumda mahkemece, davacı karşı davalının hesabına tahakkuk ettirilen gecelik faiz oranlarının, öncelikle uyuşmazlık konusu dönemlerde (daha sonra TMSF ye devir olunan bankalar hariç) diğer banka ve aracı kurumların uyguladığı repo, ters repo ve gecelik faiz oranları araştırılarak aşın olup olmadığı, diğer bir anlatımla sözleşmedeki ivazlar arasında açık bir dengesizlik (objektif unsuru) bulunup bulunmadığı, şayet bir nispetsizlik varsa bunun bankanın aşırı oranda gecelik faizlerin uygulandığı dönemde içerisinde bulunduğu koşullara göre müzayaka halinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı (sübjektif unsur) ve yukarıda açıklanan hususlar da gözetilerek banka kayıtları üzerinde, ekonomist, bankacı ve borçlar hukuku konusunda uzman öğretim üyelerinden oluşacak yeni bir bilirkişi kurulu ile inceleme yaptırılarak alınacak rapor doğrultusunda ve varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle eksik inceleme yapıldığı gerekçesiyle bozulması gerekirken 11.11.2004 tarih 2025-11261 sayılı ilamda yazılı gerekçe ile bozulduğu anlaşıldığından davalı-karşı davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle Dairemizin 11.11.2004 tarih 202511261 sayılı Bozma kararının kaldırılmasına ve yerel mahkeme kararının taraflar yararına değiştirilen gerekçe ile BOZULMASINA, 20.6.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy