(818 S. K. m. 19, 106)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeye aykırılık bulunmadığı halde davalı tarafça sözleşmenin haksız şekilde feshedilerek yatırılan teminata el konulduğunu belirterek, haksız fesih işleminin iptaline, el konulan teminatın ve uğranılan 500.000.000. TL. lık maddi zararın faiz ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili, 01.12.2004 tarihli celsede, maddi tazminata ilişkin taleplerini atiye bıraktıklarını bildirmiştir.
Davalı vekili, sözleşme hükümlerine göre bayiinin manuel tahsilat yapamayacağını, tahsilat bilgilerini sisteme gecikmesiz olarak girmesi gerektiğini, davacının sözleşmeye aykırı hareketi nedeniyle fesih şartlarının gerçekleştiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, davalının feshe dayanak olarak gösterdiği tahsilatların davacı bayie ait olmadığı, başka bayiinin manuel tahsilat yapmasından davacının sorumlu tutulamayacağı, bunun davacının talimatıyla yapıldığının ispatlanamadığı, buna dayalı fesih işleminin taraflar arasındaki sözleşmeye ve yasa hükümlerine uygun bulunmadığı gerekçesiyle davacının 500.000.000.-TL. lık maddi zarara ilişkin davasının atiye bırakılmasına, fesih işleminin iptaline, teminatların nakde çevrildikleri tarihten itibaren reeskont faiz ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere ve özellikle davacının, davalı tarafından keşide edilen ihtarnameden sonra sözleşmeye aykırı davrandığının kanıtlanamamış olmasına ve karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT. gözetilerek davacı yararına vekalet ücretinin takdir edildiğinin anlaşılmasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı, davacıya keşide ettiği 07.06.2002 tarihli ilk ihtarnamede davacının akde aykırı davrandığını belirterek akde aykırılığın devamı halinde sözleşmenin feshedileceğini bildirmiş 12.09.2002 tarihli ikinci ihtarnamede ise 11.09.2002 tarihi itibariyle sözleşmeyi feshettiğini açıklamıştır.
Sözleşmenin feshine ilişkin bildirim bozucu yenilik doğuran bir işlemdir. Sözleşmenin feshinin bildirilmesine ilişkin irade beyanının muhataba ulaşması ile geleceğe etkili olarak taraflar arasındaki akdi ilişki sona erer. Bu durumda karşı taraf kural olarak sözleşmenin haksız feshinden doğan zararını talep edebilir. Mahkemece bu yön gözetilmeden davalıyı sözleşmeye devama zorlayacak şekilde fesih işleminin iptaline karar verilmesi akit serbestisi ilkesine aykırıdır.
Öte yandan, hem fesih işleminin iptaline ve hem de sözleşmenin koşulu olan teminatın iadesine karar verilmesi de kabul şekli itibariyle doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy