(2004 S. K. m. 106, 110, 363)
Dava: Taraflar arasındaki sıra cetveline itiraz davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Dava dava dışı borçluya ait aracın satışından sonra ve davacıya ait takip dosyasındaki bilgiler toplanmadan düzenlenen sıra cetvelinde davalı yanın düşmüş bulunan haczine öncelik verildiği iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davasıdır.
İcra Mahkemesi'nce fiili haciz yapılmadan kıymet takdiri yapılamayacağından fiili haciz yapılıncaya kadar geçen süre içerisinde alacağın kaynağı yönünden zamanaşımı süresi dolmuyor ise takip hukuku açısından satış istenmediğinden bahisle haczin düştüğünden bahsedilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; davacı yanın temyiz istemi de hükmün türü ve miktarı itibariyle kesin olduğundan reddedilmiştir. Hükmü davacı vekili temyiz etmektedir.
1- 5311 sayılı yasa ile eklenen Geçici 7 nci madde gereği yürürlükte bulunan İcra ve İflas Kanunu'nun 363/10 maddesine göre sıra cetveline itiraz davaları sonucunda verilen kararlar, sırası itiraza uğrayan alacağın miktarının 2.870, YTL.nı geçmesi halinde temyize tabidir. Açıklanan nedenle icra mahkemesinin temyiz isteminin reddine ilişkin kararının kaldırılarak, hükmün temyizen incelenmesi gerekmiştir.
2- Davacı yanın takip dosyasına ilişkin bilgiler, dosyanın Yargıtay'da olduğu gerekçesiyle sıra cetvelini düzenleyen icra müdürlüğüne gönderilmemiştir. Bu durumda paylaşımın sağlıklı biçimde yapılmasına imkan bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle eksikliğin giderilebilmesi için sıra cetvelinin iptaline karar verilmek gerekirken, bu hususun gözden kaçırılması doğru görülmemiştir.
Öte yandan İİK.nun 106 ve 110 ncu maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, taşınırlar üzerine haczin uygulanmasını izleyen bir yıl içinde satış talep edilmemesi halinde haczin düştüğünün kabulü gerekir. Kıymet takdiri ve fiili haciz gibi satış öncesi işlemler bu süreyi kesmeyeceği gibi, bu işlemlerin yapılmamış olması da satış isteme süresini başlamaması sonucunu doğurmaz. Aksine düşünce ile davanın reddedilmesi de kabul şekli itibariyle doğru değildir.
Sonuç: Yukarıda 1 sayılı bentte açıklanan nedenle temyiz isteminin reddine ilişkin yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, 2 sayılı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy