(6762 S. K. m. 116)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, taraflar arasında 5 yıl süreli ve 3.11.1999 tarihli bayilik sözleşmesi bulunduğunu, davalının her yıl için asgari 2500 ton akaryakıt ve 5 ton madeni yağı müvekkilinden satın almayı aksi halde cezai şart ödemeyi kabul ettiğini, davalının sözleşmeye aykırı davranarak, S. Ltd.Şti ile bayilik ilişkisine girmesi nedeniyle 7. madde gereğince sözleşmenin feshedildiğini, ileri sürerek davalıya teslim edilen teçhizatın iadesine, 160.000 USD cezai şartın faizi ile istirdadına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf vekili davacının etkin pazarlama yöntemleri sunamadığını, hak edilen primleri ödemediğini, kusurun davacıda olduğunu beyan ederek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece taraflar arasındaki sözleşmede davalının taahhüt ettiği satışın çekişmesiz sürede de gerçekleştirilemediği buna karşın davacının talepte bulunmadığı gibi teşekkür belgesi de verdiği bu durumda davalının kusurundan bahsedilemeyeceği, davacının sözleşmeyi 21.3.2002 tarihli ihtarı ile 7. maddeye uygun biçimde feshettiği, gerekçesiyle cezai şart talebinin reddine, davalıya teslim edilen teçhizatın ise iadesine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık bayilik sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı, bayii olan davalının sözleşmeye aykırı biçimde S. şirketi ile sözleşme yaptığını iddia ederek, cezai şart alacağının tahsili ve davalıya verilen teçhizatın iadesini istemiştir. Davalı taraf ise davacının sözleşmeden doğan edimlerini yerine getirmemesi sebebiyle sözleşmeyi feshettiğini, fesihte haklı olduğunu S. ile yapılan sözleşmenin fesihten sonra gerçekleştiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece davacının davalıya gönderdiği 21.3.2002 tarihli ihtarnamenin fesih talebini içerdiği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de anılan ihtarnamenin ifaya davet niteliğinde olup fesih talebini içermediği anlaşıldığından mahkemenin bu yöndeki kabulünde isabet görülmemiştir. Sözleşmenin davalı tarafça davacıya çekilen 4.9.2002 tarihli fesih ihtarnamesi ile feshedilmiş olduğu ve davalının fesih tarihinden sonra 12.9.2002 tarihinde S. şirketi ile sözleşme imzaladığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın çözümlenmesinde davalının sözleşmeyi fesihte haklı olup olmadığını belirlenmesi önem taşımaktadır. Mahkemece bu yönler üzerinde durulup yeterli araştırma ve inceleme yapılarak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı olarak yanılgılı gerekçelerle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı lehine BOZULMASINA, öteki yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy