(4721 S. K. m. 856) (492 S. K. m. 28, 30, 32)
Dava: Taraflar arasındaki ipoteğin fekki davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Hayrettin Bakar'ın Akbank TAŞ. Küçüksaat/Adana Şubesinden kullanmış olduğu 8.7.2005 tarih, 100.000 YTL bedelli Genel Kredi Taahhütnamesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı gibi bu sözleşmeye teminat olarak adına kayıtlı taşınmazını ipotek verdiğini, bankanın Küçüksaat/Adana Şubesinden keşide edilen iki ihtarnameye konu borcu faizi ile birlikte ödediğini, sonra da banka şubesinden ipoteğin fekki talebinde bulunduğunu, ancak Hayrettin Bakar'ın başka şubeden almış olduğu kredi kart borcu nedeniyle bu istemin reddedildiğini, keşide edilen ihtardan da sonuç alınmadığını, ipoteğe konu borcun ödendiğini belirterek taşınmaz üzerindeki ipoteğin fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili bankaya vermiş olduğu ipoteğin 120.000.00 YTL limitli teminat ipoteği olup, Hayrettin Bakar'ın Akbank TAŞ. Merkez ve şubeleri ve özellikle Küçüksaat şubesindeki doğmuş, doğacak asalet ve kefalet borçlarının ve ipotek verenin asalet borçlarının teminatını teşkil ettiğini, davacının Hayrettin Bakar'la kefaletinin teminatı olarak alınan bir ipotek olmadığını, Hayrettin Bakar'ın bankaya Axess kredi kartından borcu olduğu gibi Coşkun Dinçelek'e olan kefaletinden dolayı da borcu olduğunu, davaya konu ipoteğin Hayrettin Bakar'ın bu borçlarının da teminatı olduğunu, davacının ödemelerinin kefil sıfatıyla yapıldığını, ipotek borcu için bir ödeme yapılmadığını bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, tüm dosya kapsamından, davacının Hayrettin Bakar'ın davalı bankanın Küçüksaat/Adana şubesi ile akdettiği kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, bu sözleşmeye teminat olarak taşınmazını ipotek verdiği, borç miktarının tamamını faizi ile bankaya ödediği halde asıl borçlunun bankanın başka şubesinden almış olduğu kredi kartı borcu nedeniyle ipoteği kaldırmadığını ileri sürüp, ipoteğin fekkini talep etmiş, bilirkişi raporunda ipotek teminatı kapsamına girdiği ileri sürülen borçlardan dolayı davacı bankanın asıl borçludan alacaklı olduğunun tespit edildiği, ancak mevcut sözleşme hükümlerindeki tarafların gerçek iradesi ve bankacılık uygulaması ile 4077 sayılı yasa hükümleri dikkate alınıp, bu borçların ipotek kapsamına girmediği dolayısıyla ipoteğin fekki gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne, davacıya ait davaya konu taşınmaz üzerindeki ipoteğin fekkine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davanın ipoteğin fekki istemine ilişkin olup, niteliği itibariyle nisbi harca tabi davalardan olduğu ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 28., 30. ve 32. maddeleri uyarınca eksik harç tamamlanmadıkça müteakip işlemlere devam edilemeyeceği gözetilmeden, dava değeri saptanıp, eksik harç tamamlattırılmadan yargılamaya devam edilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre de ipotek akdi içeriğinden ipoteğin davalı bankanın merkez ve şubeleri ile özellikle Küçüksaat Şubesinde doğmuş ve doğacak alacaklarının teminatı olarak verildiği anlaşıldığı halde kefaletin teminatı gibi kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 24.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy