(2004 S. K. m. 67)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içerisinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı banka vekili, dava dışı asıl borçlu S. B.nun imzaladığı 08.10.2004 günlü Bankacılık Hizmetleri Sözleşmesinin kefili olarak Kefalet Sözleşmesine imza atan davalının bu sıfatla borcun 5000 TLlik kısmından kefaleten sorumlu bulunduğunu, davalıya hesap kat ihtarnamesi gönderildiğini, itiraza uğramadığını ve borcun ödenmediğini ileri sürerek, davalının yaptığı itirazın iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin imzaladığı sözleşmede gün olmadığını, kefaletin başlangıç ve bitiş tarihlerinin bulunmadığını, kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, olayda zamanaşımının gerçekleştiğini, asıl borçluya bütün yollar tüketilmeden kefile gidilemeyeceğini, kefilin sorumlu olduğu miktarın 5000 TL olduğu belirtilmesine rağmen kefalet sınırı aşılacak biçimde talepte bulunulduğunu, kat ihtarında davalının sorumluluk sınırının net olarak gösterilmediğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporuna rağmen, başlangıç ve bitiş tarihleri belirli olmayan kefalet sözleşmesinin geçersiz olması ve asıl borçluya kullandırılan miktarların belirlenmemesi gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı banka vekilince temyiz edilmiştir.
Yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu, yeterli incelemeyi içermemektedir. Mahkeme de raporun yetersiz olduğunu belirtmiştir. Bu halde mahkemece, dava konusu banka kredi sözleşmesi, hesap ekstresi, hesap kat ihtarnamesi, kefalet sözleşmesi çerçevesinde banka kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişiden rapor alınarak takip tarihi itibariyle davalı kefilin varsa sorumlu olduğu borç miktarının belirlenmesi yönünden ayrıntılı ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak deliller hep birlikte değerlendirildikten sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, bu yönler gözetilmeden ve yanılgılı gerekçelerle yazılı biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının öteki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istem halinde iadesine, 30.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy