Mahkemesi:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki birleşen itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmasız, davacı vekilince de duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. ... gelmiş, diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Davacı vekili, asıl ve birleşen davada, taraflar arasındaki Satıcı Genel Sözleşmesi ve ifa taahütnamesi uyarınca davalının satış yaptığı araçlara ilişkin bilgileri müvekkiline tam ve doğru bir şekilde bildirmesi gerekirken, sattığı araçları yüksek model ve fiyattan gösterip tüketicilere kredi veren müvekkilini zarara uğrattığını, verilen kredilerin teminatının zayıfladığını ve bu şekilde davalının sözleşmeye aykırı davranması nedeniyle zarar oluştuğunu, alacağın tahsili amacı ile yapılan takiplerin vaki itiraz üzerine durduğunu belirterek, itirazın iptali isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili, müvekkilinin satıcı genel sözleşmesine aykırı davranmadığını, tüketici kredisi verilen araçlara ilişkin tüm bilgi ve belgelerin eksiksiz ve doğru şekilde davacı tarafa bildirldiğini, davacı ile tüketiciler arasındaki ilişkinin tarafı da olmayan müvekkilinin davacıya bir borcunun bulunmadığını, verilen kredilerin rehin ile teminatlandırıldığını savunarak, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir .
Mahkemece, Satıcı Genel Kredi Sözleşmesine göre; davacı tarafın kullandırdığı kredinin iptal edilmesi veya iptal edilmeyip kat edilmesi durumunda davalının kredi miktarını davacıya ödemek zorunda olduğu, bu şekilde davalının üçüncü kişinin fiilini taahhüt ettiğini (BK. m.110), davacının üçüncü kişilere kullandırmış olduğu krediyi tahsil edememesi halinde ortaya çıkacak zararını davalıdan talep edebileceği, davacının kredi kullanan tüketicilere karşı yapmış olduğu icra takiplerinin bulunduğunu, takibe konu 84 aracın satılmasına rağmen 21 aracın satılmadığı, bu araçların icra takiplerine konu olmadığı, henüz ne kadar tahsilat yapılacağının da bilinmediği, tüm icra takipleri sonuçlandırılmadan davacının, davalıya başvurmasının mümkün olmadığı, zira dava tarihi itibarıyla ve halen davalının neden olduğu bir zararın bulunmadığı, tüm icra takipleri sona erdikten sonra davacının tahsil edilemeyen bir alacağının kalması durumunda davalıya başvurabileceği, zira tazminat davalarında zararın ön koşul olduğu gerekçesi ile erken açılan esas ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacının toplam 105 araç için dava dışı üçüncü kişilere kullandırmış olduğu krediler nedeniyle icra takibinde bulunduğu, 84 araç için yapılan rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takibin sonuçlandığı, bu araçlar için verilen kredilerin teminatının kalmadığı, bilirkişi ek raporunun 4. sayfasının ilk paragrafında belirtildiği gibi sonuç kısmının ilk paragrafında da bu tespit tekrarlanmıştır. Henüz icra takibi sonuçlanmamış 21 araç bakımından ise satış hasılatı henüz belli olmadığından, davacının zararının belirlenemeyeceği, davacının iddia ettiği riskin gerçekleşmediği, aynı bilirkişi ek raporunda açıklanmıştır. Bu durumda mahkemece, davacının zararının belli olduğu ve icra takibi yoluyla satışı yapılan 84 araç bakımından işin esasına girilerek, yapılacak incelemeye göre varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, davanın erken açıldığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 900,00.-TL. duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.