Mahkemesi:Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki birleşen itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın reddine birleşen davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı, davalı ..., ..., ..., ... Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Koop. vekilince de duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı temlik alan ... Varlık AŞ. vek. Av. ... ile davalılardan ..., ..., ... ve SS. ... Koop. vek. Av. ... ve davalı asil ...'un gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan asil ve avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçelerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
-KARAR-
Dava ve birleşen dava banka kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredinin geri ödenmemesi üzerine asıl borçlu ve kefiller aleyhine yapılan icra takibine itiraz edilerek takibin durması nedeniyle açılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davalılar vekili davacının alacağını dayandırdığı kredi sözleşmelerinde asaleten veya kefaleten herhangi bir imzalarının bulunmadığını, müvekkillerinin imzalarının bulunduğu sözleşmeler üzerine kullandırılan kredilerin tasfiye edildiğini, borçlarının sona erdiğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, kök ve ek bilirkişi raporuna ve toplanan tüm delillere göre asıl davanın, davalısı olan kefillerin davacı banka ile kredi lehdarı ... AŞ. arasında 21.02.2006 tarihli sözleşme imzalandığı, sözleşmeyi asıl davanın davalılarının müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladıkları, bu sözleşmelerin imzalanması ve kredilerin kullandırılması sırasında bankanın Koçbank olduğu, Koçbank’ın daha sonra davacı banka ile birleştiği ve hesapların davacı bankaya aktarıldığı, kredilerin tamamının davacı bankaya ödenip hesapların tasfiye edildiği, daha sonrasında davacı banka ile ... Gıda AŞ. arasında 03.07.2007, 29.08.2007, 27.03.2008 tarihli 3 adet kredi sözleşmesi imzalandığı, son iki sözleşmeyi birleşen dosyanın davalıları müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladıkları ve bu sözleşmelerden dolayı borçlarının devam ettiği, ilk grup sözleşmelerin tasfiye edildiği, borçların ödendiği gerekçesiyle asıl davanın reddine birleşen davanın kısmen kabulü ile davalıların icra takibine yaptıkları itirazın kısmen iptali ile takibin 1.750.000 TL bedelli teminat mektuplarından dava tarihinden önce tazmin edilen 1.244.832.97 TL’sinin davalılardan tahsili ile temlik alan davacı ... Varlık Yönetim AŞ.’ye ödenmesine, bakiye 505.167.03 TL teminat mektubu bedelinin davalılardan tahsili ile davacı Yapı Kredi Bankası’nda faiz getirmeyen bir hesapta blokesine, tarafların tazminat istemlerinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ve asıl davanın davalıları vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Mahkemece, davada kabul edilen kısımlar maktu harca tabi olduğu, davacı banka ve temlik alan ... Varlık Yönetim AŞ. kredilerin geri ödenmemesi nedeniyle açılan davalarda harçtan muaf bulunduklarından harç tayinine yer olmadığına dair karar verilmiş ise de 492 Sayılı Harçlar Kanunu’nun 123/son maddesindeki harç istisnası yurtdışından alınacak kredilerin geri dönüşümü ile ilgili işlemlerle sınırlı olmak üzere uygulanmaktadır. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 14.01.2010 tarih 2008/81 Esas ve 2010/8 Karar sayılı kararı ve Hukuk Genel Kurulu’nun 06.10.2010 tarih 2010/12-443 Esas ve 2010/471 Karar sayılı kararı da bu yöndedir
Harç; bazı kamu hizmetlerinden yararlanan ve hatta kanun hükmü ile yararlanmak zorunda bırakılan özel ve tüzel kişilerin, özel menfaatlerine ilişkin olarak kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında belli bir ölçüde bu hizmetlerin maliyetine katılmaları amacıyla konulan ve zor unsuruna dayanan mali yükümlülüklerdir (Pınar, Burak: Yargı ve İcra Harçları, Ankara 2009, S.1-3) .
Mahkemelerin yürüttükleri yargısal faaliyet ve işlemler parasız değildir. Devlet, mahkemeleri işler bir şekilde hak arayanların hizmetinde tutabilmek için, bazı giderler yapar ve bu giderlerin bir kısmı mahkemelerin faaliyetlerinden yararlananlardan harç olarak alınır.
Nitekim Yargıtay bir içtihadı birleştirme kararında; harç, devletin mahkemeler aracılığı ile yaptığı adli hizmete ondan yararlananların katkısıdır. Ancak yasada belirtilen durumlarda harç alınacağı biçiminde karar vermiştir (16.11.1983 gün ve 5/6 sayılı İçt. Birl. K.).
Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere harcın alınması ve tamamlanması yanların isteğine bırakılmayıp bu yönün resen gözetilmesi gerekmektedir.
Somut olay bakımından asıl dava yönünden davanın reddi gözetilerek davacıya maktu, birleşen davanın da kabulü oranında davalı tarafa nispi karar harcının yükletilerek hazineye gelir kaydedilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile harçla ilgili yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmayıp kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) sayılı bentte belirtilen nedenlerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) sayılı bentte açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan taraflar yararına takdir edilen 825,00.-TL. duruşma vekalet ücretinin yek diğerinden alınarak bir diğerine ödenmesine, peşin harçların istek halinde iadesine, 06.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy